
katie ashley
Tanıtımı okurken ister istemez kafamda şekillenen, sıradışı ve komik bir şeylerdi. Ama hiç birine rastlayamadım. Beklentisiz okunması gerekenler arasında yerini aldı bu kitapta. Emma, ailesini kaybettikten sonra onun yerini doldurmak için bir Bebek istiyor. Ama bunun için ideal bir aday bulması epey bir zor olmuş. Aslında istediği tek şey bir bağışçı. Peki neden bu işin bankasından yapmıyor sorusu da kafamızda dönüp duruyor. Korktuğu, bankadan aldığı şeyin sahibinin bir katil veya ona benzer kötü birisi çıkması. Bu yüzdende arama çabaları hep var ve çalıştığı şirketin üst katındaki Aidan ona bunu verebileceğini söylediğinde küçük çaplı bir şok geçiriyor. Ve kabul ediyor. Aralarında hiç bir duygusal bağ olmayacağını düşünen ikili inanın hiç bu kurala göre hareket etmiyor böylelikle kaçınılmaz son ile başbaşa kalıyorlar. Şaşırttı mı? Hayır. Meraklandırdı mı? Maalesef ona da hayır. Çünkü herşey çok basitti. Eğlenceli değildi. Samimi bir dili yoktu. Olaylara dışardan bakmakta hiç hoşuma gitmedi. Beni içine alan kitaplar her zaman önceliğim. Dili yüzünden dış kapının mandalı oldum :)) Seriye devam eder miyim bilmiyorum..
Baskı: Sana İhtiyacım Var (The Proposition, #1)