stendhal sendromu

10 takip ettiği ve 20 takip edeni var. 13 değerlendirme yapmış.

Mesaj Panosu


Henüz bir mesaj gelmemiş.

Son Haberler

stendhal sendromu okumuş bitirmiş.
Ekmek Kavgası

Orhan Kemal her zaman, geçimini en zor koşullarda kazanmak zorunda olan, ekmeği için hep bir kavganın içinde yer alan insanların yazarı olmuştur. Bu insanların yaşadıklarını hayran olunası bir yetkinlikle dile getirirken, aydınlığı ve umudu da göz ardı etmez. Bize sürekli, tüm bu yaşananlara rağmen, insanın içindeki aydınlığın ve umudun daha iyiye, daha güzele layık olduğunu hatırlatır. Bunun içindir ki Orhan Kemal edebiyatı her zaman bir direnç kazandırır okurlarına.Orhan Kemal\in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir.Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yenidenkazanmamız için yol gösterir bize.Edebiyatımızın en değerli ustalarından biriok Orhan Kemal\in kitaplarım yayımlamaktanonur duyuyoruz.

Orhan Kemal her zaman, geçimini en zor koşullarda kazanmak zorunda olan, ekmeği için hep bir kavganın içinde yer alan insanların yazarı olmuştur. Bu insanların yaşadıklarını hayran olunası bir yetkinlikle dile getirirken, aydınlığı ve umudu da göz ar... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
stendhal sendromu okumuş bitirmiş.
Son Kuşlar

...Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.Sait Faik Abasıyanıkın Son Kuşlar adlı hikâyesindenSon devir hikâyecileri içinde en çok beğendiğim bir genç yazardır. Türkçesi de çok mübalağalı değildi, tabii idi. Kendine has bir konuşması ve yazması vardı.Halide Edip AdıvarEdebi eserler, insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar? diyen büyük yazarın; ilk kez 1952de yayımlanan hikâye kitabı Son Kuşlar yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı. Mektuplar, manüskriler ve gün ışığına çıkmamış yepyeni metinler sırada... TADIMLIKKış, Adanın bir tarafında yerleşebilmek için rüzgârlarını poyraz, yıldız poyraz, maestro, dramudana, gündoğusu, batı karayel, karayel halinde seferber ettiği zaman; öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur. Gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bekleyen bu güzel yüzlü göçmen tazeyi benden başka bu Adada seven hemen hiç kimse yoktur, diyebilirim. –Övünmek için değil!–Herkesin yeni başlayacak olan altı yedi aylık soğuk hayata kendini şimdiden alıştırmak ve hazırlamak için bir şeyler yapmaya çalıştığı öyle günlerde ben, tembelliğim, hep kaçanı kovalayan huyumla, yazın, o güzel göçmenin peşine düşmüşümdür. Nerede yakalarsam orada kucaklarım onu. Kimi bir çamın gölgesinde durgun ve güneşsizdir. Kimi bir çalılığın kenarındaki çimenlikte bütün eski ihtişamıyla daha yeni başlamıştır.Yazın daha parça parça, lime lime, bohça bohça eşyalarıyla gitmek için fazla telaş etmediği Adanın bu yakasında, hiçbir ev yoktur. Yalnız bir tek kır kahvesi vardır.Bir küçük koyun hemen beş on metre yukarısında, bir apartman terası kadar ufak bu kır kahvesinin tahta masaları üstünde hâlâ karıncalar gezer, hâlâ sinekler kahve fincanının etrafına konarlar. Bütün sesler kesilmiştir. Kimi gökyüzünden bir uçak homurtusu gelir. İçindeki, şimdi Yeşilköye inecek yolcuları düşündüğüm, yalnız bu yazıyı yazarken oldu. Ondan evvel de uçaklar geçmişti. Ama hiç, içindeki yolcuların Yeşilköye neredeyse ineceklerini, daha şu iki satırın sonunda inmiş bile olduklarını düşünmemiştim.Kahvecinin kendisi sevimsiz bir adamdır. Kahveciden çok, ters bir devlet memuru hüviyeti taşır. Hastalıklı olmasa, doktorlar fazla yorulmamasını salık vermemiş olsalar, dünyada kahveci olmazdı. Tersine, ben bütün ömrümce iyi bir kahve bulamadığım için kahveci olamamışımdır. Bir kır kahvesi, bir köyün kahvesinin üç beş gediklisi... Bundan güzel bir ömür mü olur, elli altmış senelik yaşama bundan güzel başlar ve biter mi?Ağaçtan ağaca serilmiş beyaz çamaşırlar bu kadar durgun, güneşsiz, ıslak bir şekilde ılık havada hiç kurumayacaklar. Bu kedi, tahta masanın üstüne çıkmış, köpeğime durmadan homurdanacak mı? Sandalyenin üstündeki vişneçürüğü rengindeki delik çoraplar... Asmanın yaprakları daha yemyeşil. Bizim bahçedeki kurudu bile.Deniz, Bozburuna doğru başını almış gidiyor. Uzaklarda görünen, İstanbulun neresi kim bilir? Sesler neden gelmiyor?Bir başka uçağın sesi gelmeye başladı. Bizim Ada, uçakların, üstünden geçtikleri bir yol güzergâhı olmalı ki, hep ya üstümden ya da solumdan geçip gidiyorlar. Kedi sustu. Köpeğim gözünü kapadı. Karga sesleri geliyor şimdi de. Vaktiyle bu Adaya bu zamanda kuşlar uğrardı. Cıvıl cıvıl öterlerdi. Küme küme bir ağaçtan ötekine konarlardı.İki senedir gelmiyorlar.Belki geliyorlar da ben farkına varmıyorum.Sonbahara doğru birtakım insanların çoluk çocuk ellerinde bir kafes, Adanın tek tepesine doğru gittiklerini görürdüm. İçim cız ederdi.Büyüklerin ellerinde birbirine yapışmış, pislik renginde acayip çomaklar vardı.Bunlarla bir yeşil meydanın kenarına varır, bunları bir ufacık ağacın altına çığırtkan kafesiyle bırakırlar, ağacın her dalına ökseleri bağlarlardı. Hür kuşlar, kafesteki çığırtkan kuşun feryadına, dostluk, arkadaşlık, yalnızlık sesine doğru bir küme gelirler. Çayırlıkta bir başka ağacın gölgesinde birikmiş çoluklu çocuklu kocaman herifler bir müddet bekleşirler. Sonra kuşların üşüştüğü ağaca doğru yavaş yavaş yürürlerdi. Ökselerden kurtulmuş dört beş kuş, bir başka ökseye doğru şimdilik uçup giderken, birer damlacık etleriyle birer tabiat harikası olan kuşları toplarlar, hemen dişleriyle oracıkta boğarlardı. Ve hemen canlı canlı yolarlardı.Hele bir tanesi vardı, bir tanesi. Çocukları bu işe seferber eden de oydu. Ökseleri cumartesi gecesinden hazırlayan da... Konstantin isminde bir herifti. Galatada bir yazıhanesi vardı. Zahire tüccarıydı. Kalın, tüylü bilekleri, geniş göğsü, delikleri kapanıp açılan üstü kara kara benekli bir burnu, deriyi yırtmış da fırlamış gibi saçları, kısa kısa bir yürümesi, kalın kalın bir gülmesi...

...Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü ola... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay önce
stendhal sendromu okumuş bitirmiş.
Zorba

Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakisin olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi. Zorba adlı bu romanı, onun kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hesaplaşma sayılabilir. Geçmişin, elden kayıp giden zamanın ve insanın temel yanılgılarının bir kez daha gözden geçirilmesidir bu roman. Zorba aracılığıyla Kazancakis özyaşamının yenilgiler ve soru işaretleriyle dolu bir bilançosunu çıkarır. Bu bağlamda ele alınınca, bu roman, Zorba ile yazarın yaşam öykülerinin çizili sınırları arasında sonsuz atkı ve çözgülerle sokunmuş büyülü bir kumaştır, denebilir; baştan sona sürekli bir arayışı, sonu gelmez çabaları yansıtan bir kanaviçedir; insanı arayışın serüvenidir... Korkmamayı, yaşamı sevmeyi ve ayakta durabilmeyi bana o öğretmişti, diyor yazar. Gerçekten de Zorba, bir yaşam kılavuzudur. Özgür ufukların ve özgür insanların simgesidir. Bugün Nikos Kazancakisin mezar taşında yazılı olanlar, doğrudan Zorbanın ağzından dökülmüş yazgı sözcüklerini andırıyor: Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm.

Zorba, Yunanlı ünlü yazar Nikos Kazancakisin olgunluk dönemi ürünü (1946). Ağır ve suskunlukla yüklü geçen karanlık bir dönemin tadı buruk ilk meyvesi. Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay önce
stendhal sendromu okumuş bitirmiş.
Bilinen Bir Sokakta Kaybolmak

Cemil Kavukçuyu okurlarımız önce 1996 yılında Sait Faik Öykü Ödülüne değer görülen Uzak Noktalara Doğru adlı öykü kitabıyla tanıdılar, sonra da Yalnız Uyuyanlar İçin adlı öykü kitabıyla. Bu kitapların ikisi de Can Yayınları arasında çıktı. Bu kez yazarımız yeni öyküleriyle buluşturuyor okurlarını. Kavukçu, İyi bildiğim insanları, çevreleri yazmaya çalışıyorum, diyor, bulundukları mekâna sığamayan, bunu aşmak için düş kuran, içen ya da içsel yolculuklara çıkan insanları. Çizgi dışı yaşam süren insanlara saygı duyuyorum, sıradanlaşmak yerine tükenişi seçseler de. Öykülerindeki yalın, abartısız dil, canlı anlatım, sıradan insanların sıradan yaşamlarından küçük serüvenler çıkarması, tarafsız bir gözlem gücüyle umarsız küçük insanların, küçük dünyalarına kolaylıkla girebilmesi ve bu dünyaları ustalıkla çözümlemesi, Cemil Kavukçunun başarısını sürekli, Türk öykücülüğünde ulaştığı noktayı haklı kılıyor. Bilinen Bir Sokakta Kaybolmaktaki öyküler, birbirinden bağımsız görünen üç bölümde toplanmışsa da, öykü kahramanlarının çeşitli öykülerde görünüp kaybolması bu öyküler arasında incecik bir bağ oluşturuyor, tanıdık insanlarla farklı mekânlarda yeniden buluşmamızı, öykülerle yakınlaşmamızı sağlıyor. Cemil Kavukçunun başarısı da burada yatıyor: İncelikli bir gözlem gücü, yalın bir anlatım, ustalıkla kullanılan bir dil.

Cemil Kavukçuyu okurlarımız önce 1996 yılında Sait Faik Öykü Ödülüne değer görülen Uzak Noktalara Doğru adlı öykü kitabıyla tanıdılar, sonra da Yalnız Uyuyanlar İçin adlı öykü kitabıyla. Bu kitapların ikisi de Can Yayınları arasında çıktı. Bu kez yaz... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay önce
stendhal sendromu okumuş bitirmiş.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 ay önce
Daha Fazla Göster

stendhal sendromu şu an ne okuyor?

tüm güncellemelerine git

stendhal sendromu şu anda kitap okumuyor.

Kütüphanesinden Seçmeler

Sırf Anarşi
Tehlikeli Oyunlar
Kitab-ı Aşk
Guguk Kuşu
Ben Sana Mecburum
İçimizdeki Şeytan
Bazı Yazlar Uzaktan Geçer
Otuz Beş Yaş
Kekeme Çocuklar Korosu
Albayım Beni Nezahat İle Evlendir
Mırıldandıklarım
Çador
Seyrek Yağmur
Deniz Küstü
İnce Memed 3
Serenad
Aylak Adam
Çocuk Kalbi
Kaza Süsü
Kırmızı Pazartesi
Eylül
Gidiyorum Bu
Kitap Evi
Cehennem Çiçeği (Alper Kamu, #2)
Yaralı Zaman
Kazaklar
Olasılıksız
Anayurt Oteli
Kötü Yol
Okuyucu
Rezil Dünya
Gazi Paşa
İnsancıklar
Hamlet
Eski 45`likler

Favori Yazarları (11 yazar)

cemil kavukçu
mustafa kutlu
yaşar kemal
tüm favori yazarları

Çözdüğü Testler (1 tane)

tüm quiz cevapları

Liste Oyları (1 liste)

Takip Ettikleri (10 kişi)

tüm takip ettikleri

Takip Edenler (20 kişi)

tüm takip edenler

Katıldığı Gruplar (tüm gruplar)

stendhal sendromu, hiç bir gruba katılmamış.

Okuma Güncesi (tümü)

Vadideki Zambak
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Kayıp Aranıyor
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Sırça Fanus
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Tehlikeli Oyunlar
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Tutunamayanlar
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Boyalı Kuş
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Bulantı
Okumak İstiyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz