Kubrabozkurt

kütüphaneci
10 takip ettiği ve 17 takip edeni var. 87 değerlendirme yapmış.

Mesaj Panosu


Henüz bir mesaj gelmemiş.

Son Haberler

Kubrabozkurt okumuş bitirmiş.
Gör Beni

Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil.
Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil.
Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil.
Beni gör.

Derinliğimde boğulmadan,
Sorularımda kaybolmadan,
Korkularında yok olmadan,
Gör Beni.

Bir fısıltıya koydum kendimi.
Kalbine soruyorum yerimi:
Başarabilir misin beni görmeyi?
Cesaretin yeter mi?
Topla cesaretini ve Gör Beni.

Birileri bizden fırtına bekliyor,
onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?

Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil.
Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil.
Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil.
Beni gör.

Derinliğimde boğulmadan,
Sorularımda kaybolmadan,
Korkularında yok olmadan,
Gör... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 5 gün önce
Kubrabozkurt okumuş bitirmiş.
Diri Gömülen

Sadık Hidayetin (1903-1951) öyküleri, hem onun kendi yapıtına hem de modern İran edebiyatına giriş için mükemmel birer anahtar niteliği taşır. Özellikle ilk öykü kitabı Diri Gömülen (Zinde be-gur, 1930), bu büyük yazarın -başyapıtı Kör Baykuşta (Buf-i kur, 1937; Çeviren Behçet Necatigil, YKY, 2001) iyice geliştireceği - temel izleklerini haber veren ve Kafka, Poe, Rilke gibi modernlerle buluşma noktalarına göz önüne seren bunaltılı atmosferiyle öne çıkar. 1995te Mehmet Kanarın çevirisiyle ve yayınevimizin ilk Sadık Hidayet kitabı olarak yayımladığımız Diri Gömülenin yeni baskısını sunuyoruz. TADIMLIKBir delinin notlarından - Soluğum kesiliyor, gözlerimden yaş akıyor, ağzım acı mı acı, başım dönüyor, yüreğim sıkışık, bedenim yorgun, ezik ve gevşek. Bilinçsizce yatağa düşmüşüm. Kollarım enjeksiyon iğnesinden delik deşik. Yatak ter ve ateş kokusu veriyor. Yatağın yanına konmuş küçük masa üzerindeki saate bakıyorum. Cumartesi, saat on. Ortasına elektrik ampulü asılmış odanın tavanına bakıyorum. Duvar kâğıdının üzerinde pembe ve açık pembe çiçek ve dal desenleri var. Arada bir de dala yanyana konmuş iki kuş. Biri gagasını açmış, sanki ötekiyle konuşuyor. Bu görüntü, beni yerimden ediyor. Bilmiyorum nedense, hangi yana dönecek olsam, gözümün önünde odadaki masanın üzeri şişe, fitil ve ilaç kutusuyla dolu. Yanık alkol kokusu, sevimsiz odanın kokusu, havaya dağılmış. Kalkıp pencereyi açmak istiyorum. Fakat aşırı bir tembellik beni yatağa çivilemiş. Sigara içmek istiyorum; canım çekmiyor. On dakika geçmedi, uzayan sakalımı traş ettim. Gelip yatağa düştüm. Baktığım aynada hayli süzülüp, zayıfladığımı gördüm. Güçbela yürüyordum. Oda karmakarışık, bense yalnızdım. Beynimde bin türlü şaşılası düşünce dönüyor, dolaşıyor. Onların tümünü görüyorum. Ama yazmak için en küçük bir his, ya da gelip geçici en küçük bir hayal yok; yaşamımı baştanbaşa açıklamalıyım, o da mümkün değil. Bu düşünceler, bu duygular yaşamımın bir döneminin sonucu, görüp duyduğum, okuduğum, hissettiğim ya da zihnimde tarttığım fikirlerle dolu hayat tarzının bir neticesidir. Tüm bunlar benim vehimli ve anlamsız varlığımı oluşturmuş. Yatağımda yuvarlanıyorum. Anılarımı birbirine karıştırıyor, bozuyorum. Perişan ve delicesine düşünceler beynime basınç yapıyor. Ensem ağrıyor, ok gibi bir ağrı giriyor, şakaklarım dağlanmış gibi yanıyor, kıvranıyorum. Yorganı üzerime çekiyorum; yorulduğumu düşünüyorum. Kafatasımı açıp, bütün bu gri yumuşak kıvrım kıvrım yığını çıkarıp uzağa atsaydım, bir köpeğin önüne atsaydım, ne iyi olurdu! Hiç kimse anlayamaz. Hiç kimse anlamayacak. Her taraftan çıkmaza düşen kimseye Al başını git ve geber derler. Ancak, ölüm insanı istemediği zaman, ölüm de insana sırt çevirdiği zaman, gelmeyen ve gelmek istemeyen ölüm..! Herkes ölümden korktuğu halde, ben yaşadığım için kendimden utanıyorum. Ölümün insanı istemeyip, geri durması ne korkunçtur! Yalnız bir şey beni teselli ediyor. İki hafta önceydi. Gazetede okudum. Avusturyada biri tam on üç kez çeşitli yollarla kendini asmaya teşebbüs etmiş, intiharın bütün basamaklarını geçmiş. Kendini ipe çekmiş, ip kopmuş. Kendisini nehre atmış, sudan çıkarmışlar vesaire. Nihayet son defa evi boş bulunca, mutfak bıçağıyla ne kadar damarı varsa kesmiş ve bu on üçüncü kez, ölmüş! Bu bana teselli veriyor!

Sadık Hidayetin (1903-1951) öyküleri, hem onun kendi yapıtına hem de modern İran edebiyatına giriş için mükemmel birer anahtar niteliği taşır. Özellikle ilk öykü kitabı Diri Gömülen (Zinde be-gur, 1930), bu büyük yazarın -başyapıtı Kör Baykuşta (Buf-... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 hafta önce
Kubrabozkurt bir değerlendirme yaptı.
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
Kubrabozkurt okumuş bitirmiş.
Yoga Bireyin Doğuşu

Derin bir illüzyonda yaşıyoruz -umudun, geleceğin ve yarının illüzyonunda. İnsan, şu andaki haliyle kendini aldatmadan var olamaz. İnsan, şu andaki haliyle hakikate ulaşamaz. Bunun iyice anlaşılması gerekir, çünkü anlaşılmadığı takdirde, Yoga denilen araştırmaya giriş yapılması mümkün değildir.Yaşadığımız an, daima bir cehennemdir. Bunu sadece geleceğe yönlendirdiğin umutların sayesinde sürdürebiliyorsun. Bugün, bir yarın olduğu için yaşayabiliyorsun. Yarın bir şeylerin olacağını umut ediyorsun -yarın cennetin bazı kapılan açılacak sanıyorsun. Bugün hiçbir zaman açılmayacaklar ve yarın geldiğinde yarın olarak değil, bugün olarak gelecektir, ama zihnin bu arada tekrar ilerlemiş olacaktır. İleriye doğru gitmeye devam ediyorsun ; işte hayale dalmanın anlamı budur. Şu anda yanında bulunan, burada ve şimdi olan gerçekle bir değilsin, başka bir yerdesin -ileri doğru hareket ediyor, ileri doğru zıplıyorsun.(Arka Kapaktan)

Derin bir illüzyonda yaşıyoruz -umudun, geleceğin ve yarının illüzyonunda. İnsan, şu andaki haliyle kendini aldatmadan var olamaz. İnsan, şu andaki haliyle hakikate ulaşamaz. Bunun iyice anlaşılması gerekir, çünkü anlaşılmadığı takdirde, Yoga denilen... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 2 hafta önce
Kubrabozkurt okumuş bitirmiş.
Sevilen

Toni Morrisonun 1988 Pulitzer Edebiyat Ödülünü kazanan bu büyük romanının konusu, Amerikanın iç savaşını izleyen yıllarda Ohioda geçiyor; köle Sethenin ve ailesinin çevresinde dönüyor. Kentuckyde köle olarak bulunduğu bir çiftlikten kaçan Sethe, yakalanacağını anlayınca, beyazlann eline geçmemesi için iki yaşındaki kızını öldürnıeyi yeğler. Ölen küçük kızın ruhunun evde dolaştığına inanan güzel ve gururlu Sethe, bu olayın etkisinden kendisini kurtaramaz. Aradan on sekiz yıl geçtikten sonra Sethenin evine bir genç kız gelir. Yirmi yaşındaki bu ilginç konuk, nereden geldiğini bilmemekte, çatlak sesiyle bir çocuk gibi konuşmaktadır. Setheye taparcasına bağlı olan genç kız, adının Sevilen olduğunu söylemektedir. Roman, Sethenin kölelikten özgürlüğe doğru yaptığı zorlu yolculuğu anlatırken, geri dönüşlerle bu çarpıcı anlatımın içine Sethenin geçmişindeki ürkütücü gerçekleri de katar. Irk aynmının olanca şiddetiyle hüküm sürdüğü günlerde geçen olaylarda, kör inançlarla, ruhlarla dokunınuş roman örgüsü, yoksulluğun ve özgürlük tutkusunun pençesindeki bir ailenin çok katmanlı öyküsünü verirken, bir köle ve bir anne olarak Sethenin çektiği acıları çok irkiltici bir biçimde anlatıyor. 1993 Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Toni Morrisonun lirik, şürsel, zarif ve vurucu bir dille kaleme aldığı bu roman, bir başyapıt.

Toni Morrisonun 1988 Pulitzer Edebiyat Ödülünü kazanan bu büyük romanının konusu, Amerikanın iç savaşını izleyen yıllarda Ohioda geçiyor; köle Sethenin ve ailesinin çevresinde dönüyor. Kentuckyde köle olarak bulunduğu bir çiftlikten kaçan Sethe, yaka... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
Kubrabozkurt okumuş bitirmiş.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, tarihteki belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilen Fatih Sultan Mehmet, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi yaratıcı bireylerin o benzersiz anlarını anlatıyor. En iyisi, kendisinden dinleyelim:Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar... Olayları anlatırken, gerçekleri değiştirmedim, kendi katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzatılan ellere gereksinim duymaz.

İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, tarihteki belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilen Fatih Sultan Mehmet, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi yaratıcı b... tümünü göster

İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
· 1 ay önce
Daha Fazla Göster

Kubrabozkurt şu an ne okuyor?

tüm güncellemelerine git

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

%0

Yaşlı Adam ve Deniz

%0

2019 Okuma Hedefi - Kubrabozkurt

%42
Kubrabozkurt 40 kitap hedefinden 17 kitap okumuş.

Kütüphanesinden Seçmeler

Kütüphanede kitap bulunamadı.

Favori Yazarları (11 yazar)

yaşar kemal
charles dickens
george orwell
tüm favori yazarları

Çözdüğü Testler (32 tane)

tüm quiz cevapları

Liste Oyları (23 liste)

Takip Ettikleri (10 kişi)

tüm takip ettikleri

Takip Edenler (17 kişi)

tüm takip edenler

Katıldığı Gruplar (tüm gruplar)

Yaşar Kemal

Yaşar Kemal

4 yıl, 11 ay önce üye olmuş.

O güzel insanlar, o güzel atlara binip gitmesinler diye açılan, Yaşar...

Okuma Güncesi (tümü)

Anna Karenina
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Dede Korkut
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Küçük Prens
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Büyük Umutlar
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Okuyor İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Şeker Portakalı (Zeze, #1)
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz
Yaşlı Adam ve Deniz
Okumuş
İşlemler için giriş yapınız veya kayıt olunuz