Kullanıcı Araçları
Kitap Açıklaması (düzenle)
Hüznün aşka doğru attığı her adım onun kelimelerinden biri her cümlesi acı dolu bir yüreği aşka daha çok yaklaştırıyor. güneş demirel klavyesinde gezinen parmaklarının yüreğinize dokunduğunu hissedeceğiniz bir yazar. şimdi benimsin elifle fıratın onlardan ummayacağınız aşkının romanı. acıyla başlayan her aşk gibi yakıcı onların aşkı da. çaresizliğin birleştirdiği her çift gibi onlar da aslında yalnız. tabii birbirlerinin olana kadar! elifin aile özlemine umulmadık şekilde yer açan... daha fazla Hüznün aşka doğru attığı her adım onun kelimelerinden biri her cümlesi acı dolu bir yüreği aşka daha çok yaklaştırıyor. güneş demirel klavyesinde gezinen parmaklarının yüreğinize dokunduğunu hissedeceğiniz bir yazar. şimdi benimsin elifle fıratın onlardan ummayacağınız aşkının romanı. acıyla başlayan her aşk gibi yakıcı onların aşkı da. çaresizliğin birleştirdiği her çift gibi onlar da aslında yalnız. tabii birbirlerinin olana kadar! elifin aile özlemine umulmadık şekilde yer açan yeni ailesiyle hissettiği huzurun doğurduğu bir aşk, fıratın kendini ispat için başladığı ama içten içe kıskanarak büyüttüğü bir aşk onlarınki. yalnız kaldıkları her saniye nefretken önce alışkanlığa sonra da vazgeçilemezliğe doğru ilerliyor okumaya başlayın sayfaların yetmeyeceğini göreceksiniz! daha az
Baskı Bilgileri (düzenle)
640 sayfa
Mart 2012 tarihinde , önce kitap tarafından yayınlandı
Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)
Kitaba karakter eklenmemiş ...
İlgili Kitaplar
Kitabın Geçtiği Listeler
Şu An Okuyanlar
Okumuşlar
Okumak İsteyenler
Takas Verenler
Değerlendirmeler
Bu kitabı çok bekledim. Okumayı en çok istediğim yazar ve kitaplardan biriydi. Kitabı elime aldığımda benden mutlusu yoktu sanırım. Beklediğim her güne, her saate değdi. Ne kadar beğendiğimi anlatamamaktan korkuyorum şuan. Sevgili Güneş Demirel'in her kelimesi duygu yüklü, her kelimesi anlamlı... Duygu aktarımı muhteşem... Her duyguyu yüreğimin en derinlerinde hissettim ve yaşayarak okudum kitabı... Elif ve Fırat oldum okurken. Onlarla üzüldüm, onlarla ağladım, onlarla umutlandım, onlarla aşkı tattım, mücadele ettim, savaştım, onlarla kaçtım ve hayatı onlarla kovaladım... Beğendiğim kitaplar her zaman olur AMA BENİ BU DENLİ ETKİLEYEBİLEN ÇOK AZ YAZAR VE KİTAP VAR!! Akşam bitirdim kitabımı ve hala etkisinden çıkabilmiş değilim... Elif'in 19 yaşındaki gencecik Elif'in hayatı zordu... Fırat ah Fırat!! O kadar büyük bir hata yaptı ki ama bedelini ödedi sanırım... O kendini affedemedi ki Elif O'nu affetsin... Herşeye rağmen hüzün ilmek ilmek işlendi ve DEV BİR AŞKA DÖNÜŞTÜ...DEV AŞKI FIRAT YARATTI... PES ETMEDİ, VAZGEÇMEDİ... Elif'e "BENİM AŞKIM O KADAR BÜYÜK Kİ İKİMİZE DE YETER" dedi...
MUHTEŞEM BİR KİTAP... İki yalnız insanın güveni ve aşkı bulduğu, zor bir hayat ama DEV BİR AŞK... Elimden bıraktığım her an aklım hep kitapta kaldı... Ne çalışmak istedim, ne insanlarla konuşmak, ne de zaman kaybetmek istedim.. İstediğim tek şey Elif ve Fırat'a dönmekti... Elif ve Fırat'ı ayrıca diğer yan karakterleri de çok sevdim... Hiç bitmesin istedim... Bir 600 sayfa olsaydı yine okurdum... Hatta 2. ve 3.kez kesinlikle okunacak kitaplar arasında yerini aldı... Çok GÜÇLÜ bir anlatım... Yüreğinizin her yanını saran kelimeler... Sevgili GÜNEŞ DEMİREL EMEĞİNE, YÜREĞİNE SAĞLIK.. İyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun... Kitabın her kelimesi için SONSUZ TEŞEKKÜRLER... Önce kitap ailesine de teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız ve iyi ki bu muhteşem romanı yayınladınız...
SON OLARAK MUTLAKA AMA MUTLAKA OKUYUN DİYORUM...
harikaaaa.... harikaaaa.... çok müthiş bir kitaptı... sayfalarla akıp gittim... konu çok güzeldi... anlatım muhteşemdi... okuyunnn :)
Yılların değerini bilip, her şeyi zamanında yaşamak en güzeli değil mi? aşkı, sevgiyi, mutluluğu. Fırat'ın aşkı çok büyüktü ama Elif'İn aşkını göremedim ben. Kitap bu konuda biraz eksik kalmış ama genç bir yazar ve güzel bir kalemi var. Çok daha güzel kitaplar yazmasını bekliyorum. Yazık oldu heba edilen yıllara; aşk, sevgi bekler mi hiç?
Bu nasıl bir kalem gücü böyle.Duygularim birbirine girdi kime üzülüp kime kızacagimi şasirdim. Yasanan vahset,trajedi,dehset,suçluluk duygularini o kadar güzel harmanlamış ki yazar ... Kesinlikle edebiyat dünyasında degisik bir nefes getirdi yeni yazar Güneş Demirel...
Çıkan ilk kitabında ülkemizdeki kanayan töre belasını işlemiş Şimdi Benimsini bitirdikten sonra kesinlikle sevgili Güneş Demirel çok çok etkili ve güçlü bir kalem...
Bu kitabı yaklaşık 6-7 aydır bekliyordum..Beklediğime kesinlikle değdi..Okuduğum tüm satırları çok çarpıcı ve duygusaldı..Hikayeyi okurken duygularım birbiri ile çarpıştı diyebilirim..Kime kızacağımı,kime üzüleceğimi şaşırdım..Hikayedeki en büyük mağdur kesinlikle 19 yaşındaki gencecik bir genç kız olan Ağbeyinin suçunun cezasını o küçücük bedeni ile gögüs geren küçük ama dev kadın Elif'ti...Öyle ki başına ne gelirse gelsin sabır gösteren kötülükleri sabır ile tedvai eden bir genç kız..Ümitleri hayalleri vardı.hemşire olacaktı ama bir akşam kapısının önünden zor ile kaçırıldı ailesinin gözü önünde umutları söndürüldü..Yaşayan bir ölüye dönüştürlmek istendi..Bu olaylarda herkes suçlu sadece bu masum kirletileeye çalışılan genç kız suçsuzdu..
Olaydan sonra ona destek olması gerekenler toplum baskısı ve kuralı yüzünden ona sırtını döndü..Anne,baba,ağabeyi..Özellkile ağabeyi..kaçırdığı genç kızın sözlüsünün bu vahşeti yapabileceğini bilerek kaçırdı sevdiği kızı..Kız kardeşine sahip çıkmadı sadece minik bir yürek küçük Zeynep ona sırtını dönmedi..
Öte yandan onu kaçıran genç adam o yaptığı korkunç şeyden sonra vicdanının sesini susturamadı..Ona sözlüsünü kaçıran adamın kız kardeşi bu dendi..ya onu bekareti Ya da kaçan sözlün ile admaın cesedi dendi..Tahsilliydi ,yakışılıydı,başarılıydı..Ama sözlendiği sözlüsünü sevmiyordu töre denen belanın kendini canavarlaştırmasına müsaade etti..
Sonra gecelerce yaptığı şey için kendine lanet etti planları tutmadı vicdanını sustaramadı..Veee Elif hamileydi..onu karnında çocuğunu taşırken kimseye bırakamazdı..bırakmadı da...Alıp evlendi onunla..Onunla evlenecek onu unutacaktı..ama vicdanını susturamadığı gibi onuda unutamadı kenara atamadı..Ona aşık oldu deliler çılgınlar gibi yandı kavruldu kül oldu.. Onun bir bakışı,saçının teli için dünyaları yakardı....
Harika duygu sağanağı olan bir romandı..çoğunlukla ağlayarak okudum..Fırat'ın devleşen aşkı Elif'in engin sabrına hayran oldum..Belki öz anne ve babasını kaybetti Elif ama kendini başka geniş bir ailede buldu. Anne,baba,ağabey iki tane de kız kardeş buldu kendine.Bazı satırlarını dehşet bazı satırlarını ağlayarak,gülerek okudum..Kitabı elimden bitene kadar bırakamadım...
595 sayfayı nasıl okuduğumu anlamadım..Tavsiye ederim...
Bu kitaba internette gezerken denk gelmiştim, biraz oku'dan ilk birkaç sayfasını okuyunca beni o denli etkilemişti ki hemen sipariş vermiştim.
Nitekim çabuk bitti, gerçi bunun benim psikopat gibi aralıksız okumamla da ilgisi var :)
yazarın ilk kitabı, bu yüzden eleştirirken ılımlı olmaya gayret edeceğim...
Öncelikle etkilenmemin en büyük nedeni toplumda hala yara olan tecavüz konusuna değinmiş olmasıydı.
ve karakterin gözünden o psikolojiyi anlatışı beni gerçekten sarsmıştı... Ta ki kitap biraz ilerleyene dek...
Neyi beğenmedin diye sorarsanız...
Bir kere Elif'in hayatını karartan o kararı veren, oğullarına bu konuda baskı uygulayan ailenin yazarın anlattığı kadar iyi ve anlayışlı olabileceği bana inandırıcı gelmedi. Keza, aynı inançsızlığı Elif'in üniversiteye gitmesinde de hissettim. Töre töre diye tutturan bu insanlar evli, üstelik yeni bebeği olmuş bir kadını üniversiteye gönderirler mi düşünmek lazım?
Sonra Fırat'ın aşkı... Evet, bu aşka inandım; karakteri samimi de buldum, uğraşlarını taktir de ettim. bunlara diyecek sözüm yok... Elif'in bu konudaki tutumu çok katı geldi bana; herkesi affetti, bir tek onu affetmesi yıllarını aldı.
Kitapta zamanda yapılan 4 yıllık atlamayı ayrı gereksiz buldum...
yani kısacası başlardaki o beğenim son sayfalara doğru silindi gitti.
Yani illa ki mutlu son olmak zorunda değildi, sırf öyle olsun diye bu denli ıkınmanın anlamı yok!
Ki bence daha gerçekçi bir bakış açısıyla olaya yaklaşıp sayfa sayısını azaltıp daha etkileyici bir kitaba imza atabilirmiş yazar... Ama işte ilk kitap, ilk tecrübe...
Okumayı düşünüyorsanız okuyun efendim, birşey kaybetmezsiniz.
Bırakcam gözyaşlarım durmayacak tutuyorum kendimi. Ahhh Fırat diyorum. Sen nasıl bir aşıksın. Elif de çok çekti ama onada kızıyorum artık gör o aşkı Elif gör. Benim bile gözlerimi kamaştırıyor..
Nasıl bir acı, hüzün, özlem.. Yüreğimde hissettim hepsini. Sonrada gözyaşlarım durmadı zaten.
Elifin bir sözü vardı: Hayatın bazen ne kadar anlamsız olduğunu, hayallerimizi ne kadar ertelediğimizi düşünüyorum.Bunu yapmamalıyız..
Onlar çok çektiler. Belkide mecburdular.Başka seçenekleri yoktu ama onlar yaşarken bende yaşadım. Mutlu olduklarında güldüm, üzüldüklerinde ağladım. Yeri geldi kızdım da.. Ama bilmiyordum bu kadar muhteşem bir sonla biteceğini sanırım kendimi en kötüsüne hazırlamıştım ama olmadı :)
10 üzerinden 10. Hatta 1000 verebilirim. Güneş Demirel süper bir yazar. Yeni kitapları dört gözle bekliyorum :)
Of bu kitabı anlatacak kelimeler bulamıyorum.Kendimi kitaba nasıl kaptırdılar, bittiginde resmen bir boşluga düştüm.Okuduğum en mükemmel kitaptı, gerçeklik bu kadar hasret kaldığım bir konuymuş demek ki....
Bu kitapta hangisine daha çok sinirleneyim bilemiyorum. Elif, Fırat ya da aileleri. Hepsi birbirinden rahatsız insanlar.
Kitap tecavüzle başlıyor. Bu satırları okurken, hemen okuyan bir arkadaşıma sordum lütfen erkek karakter olmasın diye. Benim için inanması, kabullenmesi zor bir durum. En sevmediğim durumlardan biri bu. O yüzden bu kitabın yeri ne olursa olsun belliydi. Önyargılı mıydım, sanırım.
Yazar, töre ve tecavüz gibi tutması banko iki konuyu ele almış. Kim, üstelik ikisine birden tepkisiz kalır ki? Ama şu var ben işleyişi hiç beğenmedim. Elif ki tecavüz gibi bir durumla karşı karşıya kalmış, ruhu acımasızca sökülüp elinden alınmış, bu kadar tepkisiz kalabiliyor. Üstelik okuyan, aklı başında biri. İçinde sürekli isyanlarda ama ne intihar etmeyi becerebiliyor, ne de sesini çıkarmayı. Kendi anne babası sahip çıkmadı diye kızarken, kendisine bunun yapılmasına vesile olan insanlara gidip anne baba diyor. Sanki can kırıklarının üstünde tepinen, gülen eğlenen onlar değilmiş gibi. Hele ki bir iki yerinde seni şımarık biri sanıyorduk dediler de tek laf çıkmadı Elif’ten. Ne yani kadının herhangi bir durumu tecavüzü meşrulaştırır mı????
Şartlar vs bir sürü şey gelebilir aslında akla. Töre hala olan bir şey ama beni rahatsız eden mücadele edebilecek birinin, topraklarını savaşmadan karış karış düşmana telim etmesi. Ben o satırları okuduktan sonra Fırat isminin geçtiği her yerde, kitabın ilk satırlarını hatırlıyorsam bunu yaşayan biri böyle kolay affedebilir mi? Üstelik üstünden 1 ay geçmeden. Bu kadar basit mi her şey? Üstelik vicdan azabı çektiğini söyleyen kişi, hiçbir azabı emaresi göstermezken.
Sana tecavüz eden biriyle evlenmek zorunda kalıyorsun, sırf hamile kaldın diye, tamam ama hala sana makyajını sil, şunu giy bunu çıkar gibi emirler vermesine, itip kakmasına izin veriyorsun. Bunu kabullenemiyorum ben. Kaçırsa ama fiziksel ve ruhsal zarar vermese belki derdim sonunda affetmesine, ama tecavüz! Daha azimli olması gereken, savaşıp örnek teşkil edebilecekken koyun gibi susan bir karakteri kabul etmiyorum. Özellikle gerçek hikayeleri anlatmayan kitaplarda, hele de böyle bir konuyu işlerse, daha farklı, savaşçı bir tutum beklerdim.
Ve şunu da söylemek istiyorum. En ufak bir çeviri hatasında yerlere vuruyoruz, bu kitapta o kadar hata doluydu ki sanki editlenmemiş. Yazar tek sayfaya 2 zaman eki koymayı başarmış hayret ettim. Kalkıp yürüyorum, durup gözlerine baktım gibi sürekli iki zaman arasında gidip gelmek yordu. Yazarın emeğine sağlık diyorum ama emek verilen her yemek güzel olmayabiliyor, karnı da doyurması lazım. Bu açıdan doyurucu değildi.
Beyaz atlı prensimi bekleyecek yaşı çoktan geçtim ama hala ısrarla aradığım şey, umut... Ne bu açıdan ne de diğer açılardan hiç beğenmedim kitabı. Sinir krizleri geçirmeme neden olan kitap, sırf dram olsun diye yanlış yerden ele alınmıştı bence. Çok daha farklı mesajlar verebilecekken, bir karakteri nasıl parçalayıp ilgi çekici yapabilirim diye düşünülmüş gibi. Kitabı kapattığımda ne Elif’i ne de Fırat’ı sevdim. Üstelik sonundaki gereksiz uzatma yüzünden gördüğüm ölümleri de anlamsız buldum. Düşünce yapıma hiç uymayan durumlar dolayısıyla beğenmedim, belki benle aynı fikirde olmayacak çoğu kişi ama düşüncelerimi söylemeden geçemedim.
kitabı elime anda etkisinden çıkmadım yer yer fırat'ın aşkından şüphe ettiğim oldu niye başka kadınlara gidiyor diye....Elif ise....Elif ise sonuna kadar haklıydı bence.Hem Fırat'ın ona tecavüz etmesi hem de daha sonra sinirinden yaptıkları Londra'ya gitmesi...Ama kitabın sonunda Elif ve Fırat'ın ölümünün olmasını pek yerinde bulmadım onun yerine daha sonra yaşadıkları anlatılabilirdi.Kitapta en çok sinir olduğum kişiler ise Elif'in annesi ve Gülüm oldu..Okurken Gülüm'e sinir oldum Kenan'ın çektikleri geldi aklıma :DElif'in ailesinde annesine diyecek söz bulamıyorum ve Beril'e...Biraz pasifler gibi geldi bana ama Elif'in ağabeyi yumruğunu koysaydı masaya babası hatasını ameliyat olduktan sonra anlamaz gibi me geliyordu.Zeynep ise...O kitapta en sevdiğim kişilerden biri oldu ablasını asla yarı yolda bırakmadı yaşına rağmen ablasına destek çıktı...Kesinlikle okunması gereken bir kitap bence...Bazı beğenmediğim sahneler olsa da kitap 10 puan almayı haketti bana göre...





























































































