Havada Bulut (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

... Bir adam Burgazadasında oturmuş, düşleri, anıları karışıyor birbirine, çocukluk, gençlik, yaşlılık yılları karışıyor birbirine, birtakım insanlar var hikâyelerinde, onlar da karışıyorlar birbirine, öyle yerler oluyor, anlatılan kişilerle, anlatan kişileri seçemiyorsunuz birbirinden...Nurullah AtaçHaksızlıkların olmadığı bir dünya... İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya... Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı... Pardon efendim! Bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya...isteyen büyük yazarın ilk kez 1951de yayımlananhikâye kitabı Havada Bulut dergilerde kalan, kitaplarına alınmamış iki hikâyenin de eklenmesiyle, yeniden gözden geçirilerek hazırlandı. Mektuplar, manüskriler ve gün ışığına çıkmamış yepyeni metinler sırada... TADIMLIKBu uzun bacaklı, karınsız, niyeti kötü bakışlı sarışın adamın hayatına ait bildiklerimi şu veya bu kimseden öğrenmiş değilim dersem inanmayın! Bu adam hakkında söylenenleri buraya yazmasak da olurdu. Dedikodunun kıymetsiz bir şey olduğunu ortaya sürmek de doğru değil... Hiç olmazsa bir zevki vardır, kâfirin! Dedikodu biraz alaminüt fotoğrafa benzer. İcap ederse bu adam üzerine sinmiş dedikodu havasından da söz açabiliriz, korkumuz yok:Yanında köpeği ile beraber denize nazır bir arsanın setleri üstüne oturmuştu. Köpek arka ayakları üstüne çökmüş, ön ayakları dimdik heykel gibi, burnu ıslak, soğuk... Arada bir, ince sesler çıkarıyor, sonra sahibine gidelim, der gibi bakıyordu.Adam cıgarasını yaktıktan sonra:— Otur, dedi, oturduğun yerde!Köpek ön ayaklarını uzatıp burnunu arasına koydu. Gözlerini kapadı. Hafif bir rüzgâr, köpeğin sarı tüylerini, adamın sarılı beyazlı sert saçlarını oynatıyordu.Adamın yüzünde manalı hatlar vardı. Sevilmemişlerin, çok üzülmüşlerin, sarhoşların, bir zaman güzelken çirkinleyivermişlerin, okumuşların, hasılı içi rahatsızların yüzlerindeki ifade... Bu adamın da yüzünden birtakım manaları insan, işi yoksa, bulup bulup çıkarıverir. Gözlerinin etrafında yedi sekiz çizgi, hayatında çok güldüğünü değil, yüzünü güneşe verip mavi gözlerini kıstığını ifade ediyor dersem, inanmalısınız! O, aynaya baktığı zaman, bu çizgilerin gülmekten değil, güneşe bakmaktan olduğunu, köpeğine söylemiştir. Bir köpeğe söylenilmiş lakırdıyı komşulardan hiçbiri işitmemiştir, denebilir mi? Komşular değil, memleketin posta müvezzii; bu her gün dağıttığı mektuplar kendilerini merak ettire ettire onu bu hale sokmuş gibi, her tenha yerde kendisine cıgara ikram eden her adama:— Haa! Hani şu köpeği ile konuşan adam mı? Birader, dün mektup götürmüştüm. Sokak kapısı da aralıktı. İçerden birtakım sesler geldi. Kulak kabarttım tabii! Kendi kendime de, Bu evde bu adamla köpekten başka mahluk yok. Allah Allah! Bu ne iştir? Bu adam ne halt karıştırır, kiminle konuşur böyle?.. diyordum. Başımı uzattım baktım. Meğer köpekle konuşmaz mı? Kendisi aslen Urumelili Türktür. Köpekle Rumca konuşur...Cıgara ikram eden adam der ki:— Ne diyordu, Allah aşkına, köpeğe? Yoksa Rumca bilmez misin?— Nasıl bilmem beyciğim? On beş senedir bu Rum köyünde müvezzilik ederim. Nasıl bilmem Rumca? Yalnız beyciğim... Dilim damağım kurudu. Şuradan bir de gazozcuk ikram edin! Kolay mı efendim, mahalleleri dolaşmak?.. Vallahi öyle akşamlarım olur ki beyefendi, ayakkabılarımı çıkardığım zaman sanki ayaklarım benim sabahki ayaklarım değilmiş gibi olur. En aşağı iki misli büyürler... Oh! Neyse... Gazozu soğukmuş domuzun! Her zaman değildir. Evet... Ne diyordum? Ha, baktım içerden sesler geliyor, kulak verdim: Sen diyordu, beni ihtiyar mı sanırsın? Hayır ihtiyar sanmazsın bilirim! Dağ bayır dolaşırken yoruluyor muyum? Ama diyeceksin ki, hayatında çok güldün de bu gözlerinin kenarındaki çizgiler ondan... Ağzının kenarındakiler de... Hayır azizim! Ben hiç gülmedim demem; güldüm. Güldüm ama şöyle içten, candan gülmedim. Hem, ben ne zaman böyle gülmek istesem anamın bir sözü hatırıma gelir: ‘Çok gülen çok ağlar sözü... Bir türlü istediğim gibi gülemem. Şöyle hani, insanlara selam kabilinden bir gülümsemek mecburiyeti vardır. En mesut ânımda o kadar gülebildim. Selam makamında da hiç gülümsemedim; sonradan ağlayacağımdan korktum. Lafı uzattım dostum! Bu çizgiler, senin anlayacağın, gülmekten değil, güneşten... Evet, bildiğimiz güneşten. Sen bilirsin beni, ben güneşte çok gezerim. Hem bak, dikkat et! Sol gözümde çizgi daha fazladır. Onu yürürken daha fazla kısarım da ondan. O gözüm doğuştan zayıftır. Bereket öteki sağlam da idare ediyoruz. Yoksa monokl takmak lazım gelecekti. Düşün beni bir defa dostum! Tek gözlüklü züppeyi!..

... Bir adam Burgazadasında oturmuş, düşleri, anıları karışıyor birbirine, çocukluk, gençlik, yaşlılık yılları karışıyor birbirine, birtakım insanlar var hikâyelerinde, onlar da karışıyorlar birbirine, öyle yerler oluyor, anlatılan kişilerle, anlatan kişileri seçemiyorsunuz birbirinden...Nurullah AtaçHaksızlıkların olmadığı bir dünya... İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya... Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı... Pard... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

136 sayfa


ISBN
9789750804856

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

8.2 puan (119 kişi)
297 okumuş, 79 okumak istiyor, 4 okuyor

7.7 puan (26 kişi)
72 okumuş, 27 okumak istiyor, 1 okuyor

7.8 puan (27 kişi)
81 okumuş, 8 okumak istiyor, 0 okuyor

7.5 puan (50 kişi)
165 okumuş, 37 okumak istiyor, 3 okuyor

7.5 puan (16 kişi)
64 okumuş, 13 okumak istiyor, 0 okuyor

7.7 puan (69 kişi)
206 okumuş, 63 okumak istiyor, 5 okuyor

7.8 puan (61 kişi)
183 okumuş, 64 okumak istiyor, 3 okuyor

7.2 puan (32 kişi)
112 okumuş, 24 okumak istiyor, 2 okuyor

7.9 puan (93 kişi)
298 okumuş, 69 okumak istiyor, 8 okuyor

7.7 puan (34 kişi)
92 okumuş, 23 okumak istiyor, 1 okuyor

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

Burda insan yok
hyuhyu yemredeli dogukanpaker erkncetn Ilginn SerkeS htlm bilgin_aslan allegra Hilâl denizustabas etkisiz Zedka Met denizingetirdikleri kutsalorg sell donnakişot lordhenry Derya onurg asdnihal tubamelek İlay La Liseuse ezgican enuzakada iruneach sanemsanemsanem RUDO freesia lily oogut golgeliyol saba kbrcek B_Elmali skyozlem hasan duran
90 kişi
ykcsuryoyo elifmeral rabstein jazzdevil gidenadaminoglu Pamuuk hilalusun Harika* beyzaaa Uçuş Denemeleri Daktilo yazıları Tuba Akar bersenboyluu cyildiz76 Uygar ikimizbirdensevinebiliriz nesterm MuratAras Nihan Jeliboni Nuran BEDÜK
21 kişi
Burda insan yok

Değerlendirmeler

değerlendirme
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Karakterlerin anlatılışında sürekli ordan oraya geçişler çok yoruyor insanı. Bir de neyin gerçek, neyin hikaye olduğunu çoğu zaman kaçırıyorsunuz. Bazıları bu gizemi sever belki ama ben aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kitapla ilgili kafamda kocaman soru işaretleri var. Ama gene de Eleni ile Katina'nın anlatıldığı bölüm .. Hele Katina'nın .. Bu kitapta unutamayacağım iki şeyden biri. Diğeriyse Ahmet'in sevdiği kızın oturduğu mahallesinin tasviri.

3 yıl, 10 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski