Gölgesizler

Kayboluşların romanıdır bu. Bir köyde durup dururken kaybolan insanların romanıdır. Bir görünüp bir kaybolanların. Oyunların... Hayat da bir oyun değil midir zaten? İnsanoğlu da bir görünüp bir kaybolmaz mı bu dünyada? Bir boşluğu doldurur, kim biçtiyse o yeri, o kadarını doldurur işte... Gölgesizler, Hasan Ali Toptaşın 1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülünü kazandığı kitabı. Cıngıllı Nurinin ‚ruhum daralıyor diyerek çekip gitmesiyle başlıyor. Nuri köyün berberidir, ardında kalan karısı, üç çocuğu ve köyün muhtarı yıllarca arar onu. Ve o kayboluşun gizi çözülemez asla. Roman bu kayboluşla başlayıp,başka kaybolmalarla sürüp gidecektir. Güvercin, yok olacaktır sonra. Gelinlik çağda bir genç kızdır o. Yeni berberin çırağı, tıraş bıçağı almak için çıkacaktır dükkandan ve dönmeyecektir. Kaybolmak ile var olmak arasındaki ilişkidir sorgulanan... Her kayboluş bir var oluş ispatı, her varoluş bir kaybolma ihtimalidir belki de. Hasan Ali Toptaş, gerçeküstücülüğe yakın duran olağanüstü anlatımı, zengin dili ve şaşırtıcı olduğu kadar zorlayıcı kurgusuyla müthiş bir edebiyat eserine imza atıyor. Çok güçlü bir roman olan Gölgesizler de toplum ve birey üzerine düşünmeye çağırıyor.

Kayboluşların romanıdır bu. Bir köyde durup dururken kaybolan insanların romanıdır. Bir görünüp bir kaybolanların. Oyunların... Hayat da bir oyun değil midir zaten? İnsanoğlu da bir görünüp bir kaybolmaz mı bu dünyada? Bir boşluğu doldurur, kim biçtiyse o yeri, o kadarını doldurur işte... Gölgesizler, Hasan Ali Toptaşın 1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülünü kazandığı kitabı. Cıngıllı Nurinin ‚ruhum daralıyor diyerek çekip gitmesiyle başlıyor. Nuri köyün berberidir, ardında kalan karısı, üç çocuğu ve köyün muhtarı yıllarca arar onu. Ve o kayboluşun gizi çözülemez asla. Roman bu kayboluşla başlayıp,başka kaybolmalarla sürüp gidecektir. Güvercin, yok olacaktır sonra. Gelinlik çağda bir genç kızdır o. Yeni berberin çırağı, tıraş bıçağı almak için çıkacaktır dükkandan ve dönmeyecektir. Kaybolmak ile var olmak arasındaki ilişkidir sorgulanan... Her kayboluş bir var oluş ispatı, her varoluş bir kaybolma ihtimalidir belki de. Hasan Ali Toptaş, gerçeküstücülüğe yakın duran olağanüstü anlatımı, zengin dili ve şaşırtıcı olduğu kadar zorlayıcı kurgusuyla müthiş bir edebiyat eserine imza atıyor. Çok güçlü bir roman olan Gölgesizler de toplum ve birey üzerine düşünmeye çağırıyor.


Değerlendirmeler

değerlendirme
10 puan

Sonraki cümlesinde beni nasıl büyüleyecek diye garip bir beklentiyle okuduğum, yudumladığım; her kelimenin kendi varlığının ötesinde çağrışımlara neden olduğu büyülü bir köy gezintisi.

İçinde, inci tanesi güzelliğinde ve olgunluğunda onlarca cümlenin barındığı tapılası eser; zihnime inen en güzel balyozlardan biri.

Sokağa çıkınca görebileceğiniz kadar gerçek olan insanların, büyülü bir evrende yaşıyorlarmış gibi tarif edilmesi; bu tariflerin sanki bir ömür biriktirilen cümlelerle kağıda dökülmesi insanı hayrete düşürüyor.

Ve hiç zorlanmadan yaratılan, mücevher değerinde cümleler:

"belki de berberin kendine sığmazlığı vardı orada; sözgelimi bir köyde, yine böyle bir dükkanda berber kılığında oturuyor ve arada bir başını çevirip buraya bakıyordu."

"köy, güneşin altında yaralı, beyaz bir hayvan gibi yatıyordu."

"şafak sökerken, sabah ezanından kopmuş heceler gibi yavaş yavaş dağılmıştı toplananlar; alacakaranlık sokakları geçip evlerine varmış ve kuş uykusuna yatmışlardı."

"herkes her şeyi görmekten körleşmişti."

"havada, her şeyi varoluşunun son çizgisine iten kalın, kalınlığı kadar da bükülmez binlerce telin gerginliği vardı."

"farklı eksikliklerin içine gizlenmiş bir fazlalık belki, bir eksiklik."

"oysa dışarıda hiç bir şey yokmuş, yani yağmurlar hala mevsimlerin ötesindeymiş. Toprağın sesi bu, demiş pencerenin dibinden, ağaçların sesi, taşların, kuşların. Her şeyi işitebiliyorum tanrım, kulaklarım delindi benim!"

8 puan

Yazım dilinde kelimenin tam anlamıyla çığır açmış bir roman. Arka kapakta dendiği gibi Türkçenin imkanları sonuna kadar zorlanmış ve ortaya şiir gibi bir eser çıkmış. Zaman ve mekan kavramının olmadığı, kişilerin, olayların, hatta nesnelerin iç içe geçtiği her satırda sadece romanın ele aldığı konulara değil hayata dair de bir çok soru işareti oluşturan sürükleyici bir hikaye.

10 yıl, 11 ay
Profil Resmi
7 puan

Balkon isimli öyküsü ile tanıdığım Hasan Ali Toptaş‘ın Gölgesizler romanını aldım elime. Balkon’da ruha dokunan, estetik bir anlatım vardı. Şiirsel metinler ön plandaydı. “Bense büyümelerinden korkarak gözlerimi kapatmıştım. Büyürlerse onlarla birlikte ben de büyüyecektim sanki.”

Gölgesizler’de okuduğum Toptaş ise Balkon’daki şiirselliğin aksine postmodern bir anlatımı ön plana çıkarmıştı. Olay akışını takip etmesi zor, sebep sonuç ilişkisi aksamış ve içiçe girmiş anlatılar…

http://keyfimizvebiz.wordpress.com/2012/08/27/roman-golgesizler/

11 yıl, 7 ay
9 puan

Bu kitaba inceleme yazacağım da nasıl yazacağım? En iyisi Hasan Ali Toptaş' ı karşıma alıp konuşmak sanırım;

Orhan Pamuk' tan sonra bir türk yazar daha Nobel alırsa bu sen olacaksın yüksek ihtimalle abi. Sana bazı sorularım var yalnız:

Ya sen nasıl bir adamsın? Derdin ne? Amacın ne? O nasıl bir kurgu, o nasıl bir kitap birader? Bir insan öyle bir kurgu yapıp, öyle karakterler yaratıp; sisteme, düzene alttan üsten kombine yumruklarla ama aynı zamanda hiç de hissettirmeden dalıp tüm bunların üzerine her cümleyi biçip tartıp böyle bir kitabı nasıl yazar? Sen nasıl bir zekasın, nasıl bir manyaksın ey sayın Toptaş? Bak Heba kitabın rafta ama daha cesaret edip de kapağını açamadım. Hayır her şey bir yana; böyle ağır bir kitap yazıyorsun, o kitabı yazarken o deli-dahi kurgunun altına giriyorsun, bir de bunun üzerine her cümlede beni orada oraya nasıl atıyorsun? Bir insan bir tane dahi olsa koca kitapta öylesine bir cümle yazmaz mı yahu?
Ben bir şeyler yazarım, bundan sonra da yazacağım ama öyle içimi dökeyim diye yazmam. Ukalayımdır da sonuna kadar; ben klavyenin başına geçtim mi yazmaya başlarım, ilham filan hikaye. Beğenirler beğenmezler umrumda değil ama ben yazdığım şeylerin, iyi yazdığı iddia edilen pek çok kişinin yazdığı şeylere kıyasla çok daha iyi olduğunu biliyorum. İnsanların beğenmesinden önce kendi istediğim tarzda yazmayı, yazabilmeyi önemsiyorum. Bunu tam olarak yaptığım söylenemez. Ben okuyucuyu esir alıp ama aynı zamanda da zerre umursamayıp bir şeyler yazmak istiyorum. Ona tanrıyı oynamayayım, hangi cümlede ne düşüneceğine o karar versin ama içten içe de onunla alay edeyim ne kadar özgür bırakırsam bırakayım yine de benim tutsağım olsun istiyorum; dahası özgür olduğuna da sonuna kadar inansın istiyorum çünkü bir insanı tutsak etmenin en iyi yolunun onun kendisini özgür sanması olduğuna inanıyorum. Yalnız abi, ben bir sayfalık metinde, üstelik tek amacım buyken dahi bu amacı gerçekleştirmekte zorlanırken ve çoğu zaman da başarısız olurken; sen, koca bir kitapta bunu nasıl yapıyorsun? Üstelik bunu yaparken böyle manyak bir kurgunun altına nasıl giriyorsun? Bir an bile beni kendi halime bırakmıyor ama elimi tutmayı da reddedip istediğini düşün, istediğin gibi yorumla demeyi nasıl beceriyorsun? Son bir şey daha; ''KAR NEDEN YAĞAR KAR!!?'' Ekşisözlükte şöyle bir entry var mesela; iç ses gibi ama değil, dış ses gibi ama değil... Peki ama ''KAR NEDEN YAĞAR KAR!!?''

10 puan

Fevkalede..

Profil Resmi
10 puan

Kar neden yağar, kar?

8 puan

dili ve anlatımıyla, kurgusuyla çok sürükleyici bir kitap. benim anladığım devletteki bazı durumlar eleştirilmiş.

10 puan

Okuduğum en iyi romanlardan. Büyüleyici bir üslup ve kurguya sahip. Tekrar tekrar okunabilecek bir eser. Edebiyatımızın son zamanlardaki en önemli temsilcilerinden olan Hasan Ali Toptaş'ı tebrik etmek gerek. Okuyun, okutun lütfen.

Profil Resmi
10 puan

kar neden yağar karrrrrrrr ??

tam çözdüm bağı derken her sayfada yanıltan bir kitap. yazar kalemini son zerresine kadar akıtmış.

Profil Resmi
9 puan

Belki yoğun bir dönemime geldiğindendir ama okurken zaman zaman zorlanıp biraz ağır ilerlediğimi söyleyebilirim.
Fakat Hasan Ali Toptaş ın sözcüklerle oynayışını o kadar keyif veriyor ki bazen bir paragrafı defalarca okuduğum oldu..
Yabancı edebiyat çevrelerinde bile yeni Kafka olarak nitelendirilmesi boşuna değil.


Baskı Bilgileri



ISBN
975-293-434-X

Diğer baskılar


Etiketler: çağdaş roman, roman

Benzer Kitaplar

Şu An Okuyanlar

Şu anda kimse okumuyor.

Okumuşlar

asanko handgrenade bilalante arachnera leuhrall
8 kişi

Okumak İsteyenler

asanko Metafor incinckr melanie can demian
7 kişi

Takas Verenler

Takas veren bulunamadı.
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski