Çavdar Tarlasında Çocuklar (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler... Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfield'in masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salinger'ın. 1993'te Franny ve Zoey ile Dokuz Öykü adlı kitaplarını yayımladığımız Salinger, 1963'ten buyana yeni bir yapıt yayımlamamasına ve neredeyse efsane haline gelmiş bir gizlilik içinde yaşamasına karşın, dünya edebiyat gündemindeki yerini hep koruyor.

TADIMLIK
Şansım varmış. Birden aklıma bir şey geldi, bunun, oradan defolup gittiğimi iyice anlamama epey faydası oldu. Birdenbire o günü hatırladım; ben, Robert Tichener ve Paul Campbell, hep birlikte idare binasının önünde top koşturuyorduk. İyi çocuklardı, özellikle Tichener. Akşam yemeğine az kalmış ve dışarda hava iyice kararmıştı. Ortalık daha da karardı, artık topu bile zor görebiliyorduk, ama kimse oyunu bırakmak istemiyordu. Sonunda bırakmak zorunda kaldık. Bay Zambesi, şu biyoloji öğretmeni, idare binasının o penceresinden kafasını çıkarmış ve bize yatakhaneye gidip yemek için hazırlanmamızı söylemişti. Ama yine de, böyle saçmalıkları hatırlayarak, her ihtiyacım olduğunda veda duygusunu yaşayabilirdim. En azından çoğu zaman. Ne yaşayacaksam yaşadıktan sonra, tepenin öte yanından aşağıya, bizim Spencer'ın evine doğru koşmaya başladım. Kampüste oturmuyordu. Evi Antony Wayne Caddesindeydi. Ana kapıya kadar tüm yolu koşarak geçtim, sonra soluklanmak için bir saniye durdum. Şişip kalırım böyle, doğrusunu isterseniz: Her şeyden önce, çok sigara içiyorum; yani içiyordum. İçirtmiyorlar artık. Dahası, geçen yıl tam on altı buçuk santim birden boy attım. Tüberküloz filan kapmamın ve tüm bu lanet çekap zımbırtıları için buraya gelmemin nedeni de o zaten. Aslında oldukça sağlıklıyımdır.

Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater'ı ve Ackley'i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice'i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler... Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde n... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Karton Cilt , (Roman - Öykü) , 198 sayfa

Mart 2013 tarihinde , Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı


ISBN
9789753636369
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

holden caulfield

İlgili Kitaplar

8.6 puan (995 kişi)
2317 okumuş, 671 okumak istiyor, 26 okuyor

8.6 puan (1018 kişi)
2112 okumuş, 854 okumak istiyor, 34 okuyor

8.3 puan (1108 kişi)
2729 okumuş, 926 okumak istiyor, 28 okuyor

8.5 puan (475 kişi)
1122 okumuş, 1295 okumak istiyor, 62 okuyor

8.8 puan (1291 kişi)
2821 okumuş, 1637 okumak istiyor, 116 okuyor

8.7 puan (1396 kişi)
3282 okumuş, 1037 okumak istiyor, 44 okuyor

8.3 puan (1454 kişi)
3658 okumuş, 913 okumak istiyor, 38 okuyor

8.3 puan (801 kişi)
1803 okumuş, 1717 okumak istiyor, 94 okuyor

8.2 puan (617 kişi)
1295 okumuş, 763 okumak istiyor, 45 okuyor

8.5 puan (1155 kişi)
2506 okumuş, 952 okumak istiyor, 70 okuyor

Kitabın Geçtiği Listeler

23 kitap, 108 oy
103 kitap, 1252 oy
87 kitap, 514 oy
167 kitap, 1304 oy

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

busybus nolgun ekens tansu Jesterhead sparktumn ofeLya kutkanemel avaremarti Bi Kitap Bi Kahve zeusunasası cansugurl canssy Gizemy sebokolo Tuğba C Berkun meliscim Rozerin Kasan orugax dilaratsdln cagla teşrinievvel amadeus13 yoldas pançuni Sezgi gliondel ozgelu menekselimektup Ayşegül Işıklı Gonenc aysekaraman ozg_bzkrt kcaugur
34 kişi
sevgidil ozenyesim DragonDriver GeCe_KuSu KÜBRA. Karacameth ddtoxx Tubas yelizsavas backtobach pandafalando hande48 tandrovya bbagrvatan __giz__ 748533 elifoz Kızılaslan Kitapların Delisi Meşat Doka mericutlulig nemsi sorumsuz eceaysutuba gserap serkanjc tbpkgr ay666 enessa Son Alaz giovanni_drogo Sibel Tiyek green volk kompela82 ilkedevrim banucu zehrasngl
1997 kişi
oralg spancibab anmorsar dreamberry einozsule jumaru ebemkusagi peltek vaiz eburdem hilaleeren Muadip fiona emel elif scheker erik crescentlal pınar kzlhn laynelovesme Lykke musab kalender beturg chune rare cocorosie fatifati28 salome mnkkrb Khelben zedka Torres godismyportion Elif Ayvaz elifki arina sanem mervesurek senakuzu Madam Dö Gonç ufukdonmez
780 kişi
lavinya Mehmet Kuşça crmnt Boş gravür sefa darkness19 nujen MUSON flyatniight kutkanemel antalya imrenn bayankeskin 365günlük mehmet1979 backtobach
16 kişi

Değerlendirmeler

değerlendirme
26 kişiden, 25 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Öncelikle kitaba başlarken içeriği hakkında bir fikrim olmadan okudum. Ve ilk tepkim çok iyi değildi. Evet, kitap kendini bir şekilde okutuyordu ama çeviriden kaynaklanan bir sorun olarak ilk başta algıladığım sürekli, lanet, berbat, bittim, felaket, hödük, hödükçe ifadeleri aşırı gözüme batmaya başladı. Hatta bir ara bu nasıl bir YKY çevirisi diye de çemkirdim. Çevirmen Coşkun Yerli üzerine nette yaptığım üstünkörü araştırmada kendisinin gayet iyi bir çevirmen olduğundan bahsediliyordu. Kitabın dili 16 yaşında bir delikanlının dilinden ve birinci tekil şahıs üzerinden yazıldığı için bu şekildeydi. Ve ben uzun süredir okunması pek kolay olmayan kitaplar okuduğum için olsa gerek bu dil beni çok irrite etti. Öyle ki bir süre sonra her gördüğüm lanet kelimesine takıldım. Sanki kendini arayan Amerikalı bir ergenin kötü bir dvdrip çevirisiyle filmini izliyordum.
Yavaş yavaş ilerlediğimde kitabın konusuna dahil olduğumda, özellikle Holden’ın zihninden geçen çelişkilerini okuduğumda psikolojik altyapısının ne kadar sağlam olduğunu daha iyi anladım. İnsana dair anlatılan en iyi romanlardan biri sayılabilir. Özellikle kör göze parmak şeklinde değil de iyice dağıtılarak konuya yedirilmiş olan birçok şeyin eleştirisi var bu kitapta. Sonuç itibariyle okumak lazım. John Lennon’ın katilinin cebinden çıktığı için değil. Veya Mel Gibson’ın Komplo Teorisi filminde sürekli aldığı, hatta bir bağımlı gibi almadan duramadığı ama hiç okumadığı meşhur bir kitap olduğu için de değil, insan benliğini tanımaya dair çok iyi gözlem yaptığı ve bunu didaktik olarak değil gayet insani bir biçimde anlattığı için okumak lazım.
Kitapla ilgili altını çizdiğim kısımlardan birkaç alıntı:

"Hayat, tabii ki bir oyundur, evladım. Hayat, kurallara göre
oynanması gereken bir oyundur."

“Oldukça cahilimdir, ama epey okurum.”

“ Eskiden onu pek akıllı sanırdım, o aptallığımla tabii. Öyle sanmamın nedeni; tiyatro, edebiyat ve bütün bu zırvalıklar üzerine çok şey bilmesiydi. Birisi bu konularda pek çok şey biliyorsa, onun aptal olup olmadığını anlayabilmeniz epey zaman alıyor.”

"Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir."

4 yıl, 5 ay önce
16 kişiden, 15 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Olgunlaşmamış insanın özelliği,bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir.Olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.

5 yıl, 1 ay önce
24 kişiden, 11 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
1 puan

nasıl bestseller olmuş hala anlayabilmiş değilim.

5 yıl, 4 ay önce
10 kişiden, 10 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

20.yüzyılın en iyi 20 romanı arasına girmiş Amerikada birçok okulda ders kitabı olarak okutulan ama aynı zamanda bazı kesimlerde Şeker Portakalı gibi okutulması yasaklanan, Gönülçelen ismiyle Türkçeye çevrilmiş olup Teoman'nın yaptırdığı dövme ve albüm adı olması, Mel Gibson'nun Komple Teorileri filminde tekrar tekrar okuduğu kitap olması, John Lennon'un katilinin cebinden çıkan kitap olması ama benim asıl okuma merakım discovery channel'da, bu kitabın gizli servisler tarafından beyin yıkama için kullanılıp, insanları suikast işlemek üzere kurduğu iddiaları belgeselinden sonra arttı.Yalnızlıktan nefret eden, daha doğrusu etrafındaki olan biten çoğu şeyden nefret eden, beraber bir anı paylaştığı hoşlanmadığı insanları bile özleyebilen bir çocuğun birkaç gün içinde yaşadıkları. Ergenlik psikolojisini ve o yaşlardaki kişilik bunalımındaki yetişken adayın; büyüklerin yozlaşmışlığı, bencilliği, anlayışsızlığı karşısındaki isyanını en iyi anlatan kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.

Kitaptan altını çizdiklerim:

-Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.

-Asla güzel ve huzurlu bir yer bulamıyordunuz, çünkü böyle bir yer yoktu.

-Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp, konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.

-"Kimseye biseyinizi anlatmayın...insanları o-özlemeye baslıyorsunuz sonra.

- Bir şeyi çok iyi yapıyorsanız bir süre sonra dikkatli olmazsanız gösteriş yapmaya başlıyorsunuz ve sonunda da iyi olmaktan çıkıyor yaptığınız.'

2 yıl, 8 ay önce
9 kişiden, 9 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

"Sakın kimseye bir şey anlatmayın, herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."

4 yıl, 10 ay önce
10 kişiden, 7 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

Dünya klasikleri arasında olmasına rağmen beğenmediğim bir kitap daha. Okuduğum bir kitapta en azından bir şeyler öğrenmem ya da bana bir şeyler hissettirmesi gerekir. Bu kitapta bolca argo ve genç bir adamın sorunlu halleri var. Okursanız sadece okumuş olursunuz, okumazsanız pek bir şey kaybetmezsiniz.

5 yıl önce
6 kişiden, 6 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
5 puan

ben çok zevk alamadım açıkçası...kitaptan beklentilerim daha yüksekti sanırım, herkes tavsiye edince...tamam akıcı bir kitap, bir arkadaşını dinliyormuşsun gibi hissediyorsun ama "eeeee yani" dedim bitince..

4 yıl, 7 ay önce
10 kişiden, 5 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

nasıl bu kadar popüler olduğunu anlamadım

4 yıl, 9 ay önce
10 kişiden, 5 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
4 puan

bu kitabın neden bu kadar büyütüldüğünü hiç anlamadım, ben şahsen okurken zevk almadım.

4 yıl, 11 ay önce
6 kişiden, 5 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Holden bir ergen samimiyetiyle anlatıyor. İç dünyası karışık ama çok doğru tespitleri var düşündüren, aynen öyle Holden dedirten.
Bazı satırlar beni gülümsetti, hatta gülme krizine girdiğim bir yer vardı,
Holden'in tabiriyle bittim buna :)

4 yıl, 6 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Abartıldığı kadar güçlü bir öykü göremedim. Kahramanın kız kardeşiyle olan ilişkisi dışında aklımda kalan bir şey de yok.

4 yıl, 10 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Hep,büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne.Binlerce çocuk,başka kimse yok ortalıkta-yetişkin hiç kimse,yani-benden başka.Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum.Ne yapıyorum,uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum;nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken,ben bir yerlerden çıkıyor,onları yakalıyorum.Bütün gün yalnızca bunu yapıyorum.Ben çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim.

4 yıl, 4 ay önce
5 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Holden Caulfield'in Pencey'den atıldıktan sonraki 2 günün aktarıyor roman. Modern çağ klasikleri arasına girmiş olan roman 1. tekil üzerinden yazılmış.

Gündüz düşleri, içgörüler ve düşüncelerini paylaşan Holden'e göre herkes kasıntı, sahtekar, orospu, pezevenk ve gerizekalı. Bolca "falan filan" gibi kalıplar kullanan yazar, Holden'in düşüncelerini "yani.." diyerek tamamlıyor genel olarak. Yazım dilindeki tutarsızlık Holden'in 17 değilde 13 - 14 yaşında olduğu izlenimi yaratan aktarımından kaynaklanıyor. Karakter sadece ailesinden ve hoşlandığı kız olan Jane'den bahsederken samimi olduğu hissini veriyor. Kendinden yaşça büyük olan herkesin bin yaşında veya yüz bilmem kaç yaşında olduğunu düşünen karakter ölüm ve büyüme, olgunlaşma gibi kavramlara çok yabancı. Bu yabancılık hissini kırmak için boyundan büyük işlere kalkışıyor ve başarısızlığa uğruyor: Kaldığı otelde telekız çağırması ve aslında sevişmek bile istememesi, barlara girip yaşı tutmadığı halde içki almaya çalışması, arkadaşının annesi veya 30 yaşındaki kadınlara asılması gibi çok sayıda örneği var bu kalıbın.

Yazar, karaktere sadece ailesiyle olan etkileşimlerinde boyut verebilmiş, özellikle küçük kız kardeşinin ölümü motifi tüm kitap boyunca en güçlü aktarılmış bölüm olarak göze çarpıyor. Genelinde masumiyetin kaybı teması işlenmiş olmasına rağmen masumiyet savunusu, karakterin öfke selinin altında kalmış gibi gözüküyor. Yalancı, ödlek, ikiyüzlü ve çıkarcı bir karakter olan Holden, kendi tüm kötü özelliklerine dünyaya ve kişilere yansıtarak, kendine olan öfkesinin acısını başkalarından alıyor. Kimi yerde ciddi oedipal göndermeler göze çarpıyor. Tüm roman boyunca yapmacıklığı yeren bir karakterin daha ağır basması, daha gerçekçi olması gerektiği halde Holden, çoğu yerde katmansız kalıyor.

Aktarım başarılı, herkes ve her şeyle ilgili , her şeyi bilen bir ergen olarak karakter, tüm yardım çabalarını sonuçsuz bırakıyor, sosyal kontrol mekaniklerinin irdelendiği bölümler ciddi eleştiriler içermekle beraber, karakterin hatalı genellemeleri bir kavram veya duruma yöneltilmiş değil. Bu durum eleştirinin ciddiyetinin sorgulanmasına neden oluyor. Karakterin Anti - kahraman olduğu tezine katılmıyorum. Topluma ve kendine yabancılaşan karakter motifi, kendini yitirme korkusuyla tavan yapıyor, ancak fazlasıyla abartılı işlenmiş.

4 yıl, 3 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

İngilizce okudum, çevirisi hakkında yorum yapamam ama açıkçası 10 numara kitap.

5 yıl, 2 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
5 puan

Can Yayınları'ndan çıkakn ilk baskıyı okumuştum ben. Sevemedim gitti, çeviriden kaynaklı olabilir. Salinger'a lafımız yok yani.

4 yıl, 9 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

İlk başta yazarın sürekli "falan ve filan" kelimelerini kullanması üzerine, "bu ne biçim bir edebiyat yahu" diyip sinirlenip bir köşeye attığım, sonra hakkında duyduklarım üzerine tekrar okumaya başladığım, hiçbir şeyden memnun olmayan ergen Holden'ın hikayesi...Güzel bir vapur arkadaşı oldu benim için Holden. Belki ben ergenliği çoktan devirmiş ve o çalkantılı günlerimi unuttuğumdan olsa gerek, "yapma Holden, bu sahte yaşamı kurallarına göre oynamalısın, işsiz kalsan da okumalı ve bir etikete sahip olmasın" dedim ama Holden tüm kitap boyunca beklentilerimi karşılacak tek bir harekette dahi bulunmadı.

4 yıl, 9 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Büyük beklentiler ile başlamıştım. Dili gayet akıcı. Konu değişik. Ama okumasam da olurdu..

4 yıl, 4 ay önce
3 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

Her kitap her yaşa hitap etmiyor sanırım. İlk yarısı fena değilse de wikipedia'da kitabı araştırıp bütün her şeyi tek sayfa da anlayınca okuma isteği kalmadı. Sadece onu okumak bile yetermiş. Açıkçası bana hiç bir şey katmadı. Büyük olay olacak bir kitap gibi de gelmedi.

4 yıl, 2 ay önce
4 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

Çavdar Tarlasında Çocuklar Amerikalı yazar J. D. Salinger’in 1951 yılında yayımlanan ve o dönemde çok ses getiren romanı. Romanın orijinal ismi “The Catcher In The Rhe”. Kitap aslında ülkemizde ilk yayınladığında “Gönülçelen” adıyla tanınmış. Bunun sebebi çevirisinin Fransızca versiyonundan yapılmasıymış. 1997’de Yapı Kredi Yayınları tarafından orijinal adına daha uygun bir şekilde piyasaya sunulmuş.
Romanda Holden Caulfield ismindeki genç bir çocuğun hayatının birkaç günü anlatılıyor. On altı yaşındaki Holden burjuva bir ailenin çocuğudur. Roman Pencey adlı elit bir kolejden atılmasıyla başlar. Daha önce de üç seçkin okuldan kovulmuş olan Holden okulundaki odasını ailesine haber vermeden terk eder. Cebindeki tüm parayı otellerde, barlarda savurur. New York caddelerinde avare bir halde dolaşır durur. Bu süre boyunca atıldığı okuldaki tarih öğretmeniyle ve eski okulundaki İngilizce öğretmeniyle sıkıcı ve anlamsız sohbetlerde bulunur. Telefonla bazı arkadaşlarını arar ve onlarla buluşur fakat hiçbiri onun rahatlatamaz. Sokaklardaki başıboş dolanmaları çok sevdiği küçük kız kardeşi Phoebe ile bir atlıkarıncanın yanında yağmur altında sarılıp ağlamasıyla sona erer. Sonra eve döner ve anlatacaklarım bu kadar, şu an bir psikiyatristin sorularını cevaplıyorum diyerek romanı bitirir.
Hayden çocukluktan ergenliğe geçmeye çalışan ama bu esnada ciddi sorunlar yaşayan bir genç. Yetişkinlerin dünyasından korkan, yetişkin olduğunda onların yalanlarla dolu sahte hayatı içinde bulunmaktan adeta tiksinen ama bir yandan da hep çocuk olarak kalamayacağının bilincinde olan, bu ikilem arasında bocalayan problemli bir ergen. Ona göre dünyadaki hemen hemen her şey yapmacıktır. Bu durum onu çıldırtmaktadır. Hayden bir tutunamayandır. Ona güzel görünen tek şey çocukların dünyasıdır. Çocuklar saftır, masumdur. Kitapta kız kardeşiyle olan bir diyaloğunda, ona ne olmayı istiyorsun sorusuna verdiği cevap Hayden’nin kendince nasıl bir fantastik kurgu içinde yaşadığını özetler niteliktedir.
"Hep büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim." (S. 162)
Bu diyaloğun biraz öncesinde Hayden’nin bu cevabını daha anlaşılır kılan bir cümlesi vardır. Ne olması gerektiğini çok bilemese de ne olmaması gerektiği hakkında kendince sağlam fikirleri vardır. Avukatlık mesleği üzerinden bir örnek verir kardeşine. "Tek yaptığın bir sürü para kazanmak, golf oynamak, briç oynamak, araba satın almak, martini içmek ve kasılmak. Dahası var, gidip heriflerin hayatını kurtarsan bile, bunu, onların hayatını gerçekten kurtarmak için mi, yoksa o iğrenç filmlerdeki gibi, felaket iyi bir avukat olduğun için herkesin sırtını sıvazlayıp seni tebrik etmesi için mi yaptığını nereden bileceksin? Sorun da bu işte; asla bilemeyeceksin" (S. 162)
Kitap hakkında iki enteresan bilgiden bahsedeyim bu arada. Kitap Amerika’da uzun yıllar müstehcenlik ve çok fazla küfür içerdiği gerekçesiyle yasaklanmış. Hatta hala yasaklı olduğu bazı eyaletler de varmış. Ancak bu yasaklama sanırım kitap adına hayırlı olmuş çünkü iki binli yıllarda bile hala Amerika’da en çok satan kitaplar arasında yer almayı başarmış. Yasaklı olana ilgi her zaman daha fazladır ve bu durum dünyanın her yerinde aynıdır. Diğer bir nokta ise İngiltere’de gelmiş geçmiş en iyi roman giriş cümleleri sıralamasında eserin ilk sırada gelmiş olması. Bu yüzden giriş cümlesini de burada paylaşma gereği duyuyorum. Bana kalırsa mükemmel değil ama çoğu romana göre daha farklı ve etkili bir giriş diyebilirim.
"Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Sonra, onlarla ilgili en ufak bir söz etsem, bizimkilere inmeler iner." (S. 7)
Romanın giriş cümlesi için etkili dedim ama romanın geneli hakkında aynı düşüncede değilim maalesef. Birincisi okurken yoran bir kitap değil ama inanılmaz sıkıcı bir kitap. Sayfa sayısı çok fazla olmadığı halde sonunu getirmekte zorlandım. Belirli bir olay yok. Etkileyici betimlemeler yok. Başarılı ruhsal tahliller yok. Merak unsuru yok. Bol bol argo var. Romanda kayda değer pek az şey var açıkçası. Kısacası benim için kitap hakkında söylenenlerin aksine, bu roman klasik bir eser değil, hele kült bir eser hiç değil.
Roman hakkında bence kayda değer iki şey söz konusu. İlki, tüm sıkıcılığına rağmen karakterin çocukların gözünden yetişkinlerin dünyasındaki yapmacık ve sahte davranışları dile getirmesi. İkincisi ise kitapta yazarın sembolik göndermeleri başarılı bir şekilde kullanmış olması. Hayden kitapta önüne gelene Central Park’ta yaşayan ördeklere kış gelip de göl buz tuttuğunda ne oluyor? diye soruyor. Bu soru aslında çocuğun yetişkinliğe geçme konusundaki endişelerinin bir yansıması olarak gün yüzüne çıkıyor.
“Tartışmaya girmek istemiyordum. Tamam, dedim. Sonra birdenbire aklıma bir şey geldi. Hey, bakar mısınız? dedim. Güney Central Park'ın hemen yanındaki o gölde bulunan ördekleri biliyor musunuz? O küçük gölde hani. Acaba, göl donduğunda, o ördekler nereye gidiyorlar, biliyor musunuz? Haberiniz var mı, acaba? Ama anladım ki, ancak milyonda bir olasılıkla haberi olabilirdi.
Döndü, bana manyakmışım gibi bir baktı.
Sen napıyorsun ahbap, ha? Benimle kafa mı buluyorsun?
Hayır; yalnızca merak ettim, hepsi bu kadar. Başka bir şey söylemedi, ben de artık konuşmadım.” (S. 62)
“Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.” (S. 23)

http://kitapvedusunce.blogspot.com.tr/

2 yıl, 6 ay önce
5 kişiden, 3 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Yine çok abartılmış bir kitap. Okusanız da olur okumasanız da..

2 yıl, 5 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

"Ne düşünüyorsun ? " diye soruyor ya burada bu kitap içinse "Bu kitaptan sonra ne düşünüyorsun?" demeli , sonra okuyup düşünmeli.

5 yıl, 4 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Vay canına, öldüğünüzde işiniz gerçekten bitik yani ! Ah nerede o günler, gerçekten öldüğüm zaman şöyle aklı başında biri çıkıp, beni denize falan atıverse, ne iyi olurdu. Ne yaparlarsa yapsınlarda, beni lanet bir mezara tıkmasınlar. Pazar günleri millet gelip karnınızın üstüne falan bir sürü çiçek falan koyacak, daha bir sürü zırvalık. Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın ? yani...
Havanın güzel olduğu zamanlar, annem babam Allie'nin mezarını ziyaret edip bir sürü çiçek falan bırakırlar. Bir iki kez bende gittim onlarla, ama kestim sonra gitmeyi. Her şeyden önce , onu o çılgın mezarlıkta görmekten hiç hoşlanmıyorum. Ölmüş herfilerle, mezar taşlarıyla falan çevrili bir halde. Hava güneşliyse durum pekte kötü sayılmazdı, ama iki kez -tam iki kez- biz mezarlıktayken yağmur başladı. Korkunçtu. Yağmur yağıyordu çocuğun mezar taşına, karnının üzerindeki çimlere. Her yer sırılsıklam olmuştu. Mezarlığı ziyaret eden herkes deli gibi arabalarına koşmaya başladı. İşte bunu görünce deliriyordum neredeyse. Bütün ziyaretçiler arabalarına atlayıp, radyolarını açabilirler, yemeğe bir yerlere gidebilirlerdi; Allie dışındaki herkes.

4 yıl, 7 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Çavdar Tarlasında çocuklar çok mutlu olduğun ve "bu anı asla unutmayacağım" dediğin şeyi unuttuğunu, bir arkadaşın sana "yaa anlatmıştın ya hani o günü.." diye hatırlattığında anımsamak, ama bir türlü o mutluluğu hissedememek gibi bir roman bence

4 yıl, 3 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Kitabın adını ilk gördüğümde tarlalar, çiftlikler, çalışan çocuklar vs. köy ortamıyla karışılacağımı sanmıştım. Ama kitabı okumaya başladığımda, kendimi acayip derecede sorunlu yeni yetme ergen bir gencin lanet derecede samimi (belki de pervasız) anlatımıyla, yozlaşmış modern ve çağdaş bir kentte buldum. Kitabın adı Robert Burn'ün “Rastlarsa birine biri, çavdarlar arasında” şiirinin adından geliyormuş. Kitapta anlatılan konu olukça basit ve argo kelimeler oldukça fazla. Kitap içerdiği argo kelimeler ve cinsel içerikli şeylerden dolayı Amerikan okullarında yasaklanmış. Bu romanda benim en çok dikkatimi çeken şey konudan ziyade yazarın kendisi oldu. Zira Salinger durum tespitleri ve betimlemeler konusunda oldukça başarılı. Çok basit bir öyküyü yazarın çok ustaca kurgulaması, dilinin çok sade ve anlaşılır olması ve çevirinin de iyi olması kitabın en önemli artı yönlerini oluşturuyor. Kitabın başka da bir çekiciliği bulunmuyor.

4 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Okuduğum yabancı bir değerlendirmede "bir davası olmadan isyan eden insan"ı en iyi betimleyen kitaplardan birisi olarak gösteriliyor. Benzerlerini hiç okumadığım için en iyilerinden birisi mi bilemiyorum ama kesinlikle çok iyi.

Bu kitabı lise yıllarımda ya da üniversitenin ilk yıllarında okumayı isterdim. Çünkü o yıllarda bir erkek çocuğunun duygularına tercüman olacak bir kitap. 15-20 yaşlarındaki özellikle erkeklerin okuması gerekir. Erken Kaybedenler bu kitabın ucuz bir uyarlaması. Onu söyleyebilirim.

Kitap başlarda ve ortalarda daha çok çeviri olmasından kaynaklı nedenlerden ötürü çok sıkıcı olabiliyor. Çünkü İngilizce'de günlük konuşmada çok doğal olan cümleler, Türkçe'ye çevrildiği zaman çok iğreti duruyor. En basitinden "Son of a bitch", bizde "Orospu Çocuğu"nun kullanıldığı gibi kullanılmaz. Sürekli bu tip cümleler okuyunca "bu ne ya?" isyanını yaşıyorsunuz. Ama kitap özellikle sonlarda asıl mesajını vermeye başlıyor. Sizi düşünmeye zorluyor. Özellikle de çocukluğunuzda siz de benim gibi biraz Holmen gibi hissetmişseniz.

Kitabın anlatmak istedikleri bir kaç sayfada en fazla. Ama o anlattıklarını anlamak için kalanını da okumalısınız. Başka türlü vurucu etkisini yapması mümkün olmazdı zaten.

3 yıl, 9 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Rahat okunabilen sıcak samimi bir kitap bu arada salingerin numarasını bilen var mı

3 yıl, 10 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Bolca zamanınız ve bir ergenin gözünden yetişkin dünyasını çokça merak ediyorsanız buyurunuz efendim okuyunuz.
Herkesin ballandırarak anlatmasına kanıp okudum lakin okumasam da olurmuş.
Sığ ve sıkıcı bir anlatım bolca geçen "lanet, vay anasını,falan" filan işte bu kadar.
Bir de Sallinger bu romanının filme çekilmemesini vasiyet etmiş.

3 yıl, 8 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

16 yaşında bir çocuğun bütün düşünceleri, beğenileri, üslubu. Her şey çok samimi ve olması gerektiği gibi anlatılmış. Holden karakterinin türk muadilleri ise erken kaybeden'lerde boldur.

3 yıl, 7 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

20.yüzyılın en iyi 20 romanı arasına girmiş Amerikada birçok okulda ders kitabı olarak okutulan ama aynı zamanda bazı kesimlerde Şeker Portakalı gibi okutulması yasaklanan, Gönülçelen ismiyle Türkçeye çevrilmiş olup Teoman'nın yaptırdığı dövme ve albüm adı olması, Mel Gibson'nun Komple Teorileri filminde tekrar tekrar okuduğu kitap olması, John Lennon'un katilinin cebinden çıkan kitap olması ama benim asıl okuma merakım discovery channel'da, bu kitabın gizli servisler tarafından beyin yıkama için kullanılıp, insanları suikast işlemek üzere kurduğu iddiaları belgeselinden sonra arttı.Yalnızlıktan nefret eden, daha doğrusu etrafındaki olan biten çoğu şeyden nefret eden, beraber bir anı paylaştığı hoşlanmadığı insanları bile özleyebilen bir çocuğun birkaç gün içinde yaşadıkları. Ergenlik psikolojisini ve o yaşlardaki kişilik bunalımındaki yetişken adayın; büyüklerin yozlaşmışlığı, bencilliği, anlayışsızlığı karşısındaki isyanını en iyi anlatan kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.

Kitaptan altını çizdiklerim:

-Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.

-Asla güzel ve huzurlu bir yer bulamıyordunuz, çünkü böyle bir yer yoktu.

-Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp, konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.

-"Kimseye biseyinizi anlatmayın...insanları o-özlemeye baslıyorsunuz sonra.

- Bir şeyi çok iyi yapıyorsanız bir süre sonra dikkatli olmazsanız gösteriş yapmaya başlıyorsunuz ve sonunda da iyi olmaktan çıkıyor yaptığınız.'

2 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Salinger'i davet etmiş olsam keşke, gelse bizim eve. Ben bir çay koysam. Sonra çekirdek açsak büyük paket, tuzlu. Anlatsak birbirimize. Yargılamazdı heralde beni. Uğurlarken kapıdan, sırtına şöyle dosta vurur, "Kral adamsın Salinger abi" derdim. İşte bu kitap bana tam olarak bunu hissettirdi.

5 yıl, 1 ay önce
3 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bende özel bir yeri olan kitaptır severim. Holden da iyi çocuktu, keşke bir kaç hikayesini daha görebilseydik.

5 yıl önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Kitabı üniversitede öğrenciyken okumuştum. Okuduktan sonra kitabın kahramanı çocuk gibi kötü hissetmiştim. Okuyanı etklimesi bakımından hoş fakat; hisserdiği duygular iyi değil.

4 yıl önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

yalnızlıktan nefret eden, daha doğrusu etrafındaki olan biten çoğu şeyden nefret eden, beraber bir anı paylaştığı hoşlanmadığı insanları bile özleyebilen bir çocuğun birkaç gün içinde yaşadıkları.

4 yıl, 11 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
2 puan

Cok onceleri okudum , o zamanlar iyi gelmisti ..simdilerde cok az sey hatirliyorum

4 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

“Ayrılığın üzüntülü ya da kötü olması umurumda değil, ama bir yerden ayrıldım mı, oradan ayrıldığımı bilmeliyim. Bilmezseniz, daha çok koyar insana.”

4 yıl, 3 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Yazarın üslubu çok hoşuma gitti, komik yanları vardı. Okura birşeyleri anlatma çabasında olan, güzel bir kitaptı.

4 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

sanırım ölene kadar 15-20 kez okuyabilirim.

2 yıl, 2 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Kitap çok eğlenceli.. amaçsız bir isyanı anlatıyor. Karakter oldukça sağlam yazılmış..okumaya değer
''olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir. ''

3 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

okumassan bir şey kaybetmezsin.Ama okursan aslında hiç bir şey yaşamadığının farkına varacaksın.

3 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Üslübüna hayranım öyle ki daha ilk birkaç cümlede ''budur be'' dedirtmişti bana.

Yatılı okuldan atılan -muhtemelen zengin- bir veletin eve dönüş hikayesi bu. Hikayede çok bir numara yok zaten, ama üslup bambaşka. Bir ergenin -ki rocker ergen kızlar(17-20 arası) hep favorim olmuştur- hayatı, insanları yorumlayışını okuyorsunuz.

Tabii sanmayın ki ergen diyerek karakteri aşağılıyorum. Aksine Holden fazlasıyla övgüye değer bir karakter. Bu adamı ergen bunalımı bunlar ya diye yorumlayan ebeveynler gördükçe o ergenlerin nasıl olup da birer seri katile dönüşmediklerine gerçekten şaşıyorum. Bir ailenin çocuğunu anlayamadığı dönem normal bir dönemdir ama anlamadığı halde anladığını sandığı dönem, işte tehlikeli olan odur. Holden' ın söyleyecek bir şeyleri var, ve söyleyecek şeyi olduğunu iddia eden, bu yüzden dinlenilmeyi bekleyen onca 'olgun' insandan çok daha ciddi şeyler söylüyor Holden. Ve bunu Salinger' ın benzersiz sıradışı üslubuyla yapıyor/yaşıyor.

Salinger benim dürüst yazarlar kategorime dahil bir adam. Vıcık vıcık, içi boş sevgi cümlelerine, edebi bir kriter sanılan anlamsız benzetmelere zerre yer yok Salinger' da; sorgulama var, çırılçıplak bir gerçeklik var... haliyle mecburen de sert oluyor böyle olunca. Sert bir yazar Salinger ve sert bir kitap bu kitap ama aynı zamanda da komik. Hani neden bu kadar önemli bu kitap diye düşündüğümde bu üç unsuru veriyorum kendime cevap olarak; çok gerçek, çok sert ama aynı zamanda komik.

Kitabın ana kahramanı Holden' dır ama bence asıl kahraman Phoebe isimli küçük kız kardeştir.

--spoiler--
hayvanat bahçesine gitmelerini anlatan pasajı tekrar tekrar okuyabilirim.
--spoiler--

John Lennon' u öldüren Mark David Chapman' ın cebinden bu kitabın çıktığı rivayet olunur. Şu ana adını hatırlayamadığım bir Mel Gibson filminde de geçer bu kitap. Eğer ''tüh sana o diziyi mi izliyorsun'' demeyecekseniz, Güneşi Beklerken isimli dizinin de bir sahnesinde elemanın bir bu kitabı okuyordu.

Dip Not: Vallahi annem izliyor, denk geldi de baktım. :)

1 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Holden'in sohbetinin daha uzun zaman devam etmesini isterdim ama ne yazık ki çabuk bitti -ara vererek, sindirerek okumaya çalışmama rağmen. Holden bana ergenliğimi hatırlattı ve yetişkinliğimi sorgulattı. Kardeşlerin insan hayatı için ne kadar önemli olduğunu hatırlattı ya da çocukların. Uzak bir yere gitmek istiyor ancak gidemiyorsanız bunun nedeni küçük kardeşinizi bir daha görememekten korkmaktır. Holden hikayesinin devamını psikiyatrist görüşmesinden sonra anlatmadı ama bana göre psikiyatriste de ihtiyacı yoktu. Bir çok insanın yavan bulmasına rağmen kullandığı "bittim, lanet" gibi kelimeleri beni kitap okuyormuş hissinden çıkardı, gerçekten bir arkadaşımla muhabbet ediyormuşum gibi hissettirdi.

"Birilerinin size dayılarını anlatması güzel bir şey. Özellikle de konuşmaya babalarının çiftliğinden başlayıp, sonra birden bire ilgileri dayılarına kayarsa. Yani çocuk güzel güzel, heyecanlı anlatırken, böyle, 'Dağıttı!' diye bağırıp durmak ne kadar ayıp bir şey... Ne bileyim? Açıklaması çok güç."

Bugün daha sonra okumak üzere kitabımı rafa kaldırıyorum. Ben ona bir şey anlatmadım ama Holden'i şimdiden özledim bile..."

4 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

Gençliğe adım atmış birinin yaşadığı özellikle psikolojik sıkıntıları anlatıyor. Beğendiğimi söyleyemem.

2 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

"Hayatta karşılaşabileceğiniz en felaket yalancı benimdir herhalde.Rezalet bir şey.Yani, bir dergi almak için gazeteciye gidiyorken bile, biri bana rastlayıp nereye gittiğimi sorsa, gözümü kırpmadan operaya gittiğimi söylerim."
Holden Caulfield, tanıdığım en dobra kitap kahramanı.En azından biz okuyuculara karşı...

2 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Türkçe versiyonunun da çok iyi olduğuna eminim ama İngilizce'ye hakim olanların kitabı orijinal dilinde okumasını kesinlikle tavsiye ederim. Çünkü her ne kadar iyi bir çeviri yapılsa da kitabı kitap yapan harika anlatım dili çok özgün.

5 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Salinger'dan okuduğum ilk kitaptı,çok beğendim..Yazarın üslubundan aldığım tat beni diğer eserlerini de okumaya itti.Holden'ı çok sevdim,kardeşlerini çok sevdim..Bi yerlerde karşıma çıksalar da sarılsak diye düşündüm..gözlerim sevimli bir şeyler aradı kendi hayatımda...

5 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Bu kitap hakkında sayfalarca yazılabilir ve yazılmış da. Daha da ne yazılabilir bilmiyorum ama sanırım Holden hiç unumayacağım bir karakter olarak hafızamda kalacak. Ek olarak çeviride bazı göze batan kısımlar olduğu doğru. Ancak bu, kültür ve dil bakımından var olan farklılıkların çeviriye yansımasının çok doğal bir sonucu.

"..büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta. ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. ne yapıyorum. uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum, nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor onları yakalıyorum. bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. ben çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. çılgın bir şey bu biliyorum ama yalnızca böyle biri olmak isterdim. biliyorum. bu çılgın bir şey."

3 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Eğlenceli bir kitap.

5 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

16-17 yaşlarında, büyüme sancıları çeken bir erkeğin gözünden anlatıldığı düşünülürse oldukça başarılı bir kitap. Holden'ın hayatı anlayamayıp etrafındaki herkese yabancılaşması, kendi özgüven eksikliğini çevresini tümden reddediş olarak açığa çıkarması, aslında hiçbirini yapamayacağını bilse de yine de büyük hayaller kurması, kadınlarla ilişki kurma sırasında çektiği karın ağrıları bana oldukça inandırıcı geldi. Anlatım da yine karakterin yaşı ve konumu göz önüne alınırsa oldukça samimi.

Öte yandan, Çavdar Tarlasında Çocuklar belli bir yaş grubuna hitap eden kitaplardan. 20'ye kadar belki başucu kitabınız olabilecekken 25'inizden sonra okursanız sadece yüzünüzde eskiye dair bir gülümse bırakıyor. Belki de daha dün Holden gibiyken, bugün farkında olmadan nasıl da büyümüşsünüz onu hatırlatıyor.

2 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

yatılı okulda kalan ve farklı düşünen insanların içinden bir parça barındıran. "bende" diyerek kendinizi katabileceğiniz bir eser.

5 yıl önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

4 yıl, 10 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski