Anayurt Oteli (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Yusuf Atılgan (1921-1989), roman ve öykülerinde unutulmaz karakterler ve edebi bir tarz yarattı. Türk romancılığında modern anlatımın en iyi örneklerini verdi. Hayata hep karşı kıyıdan baktı. Yapıtlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temalarını ustalıkla işledi. Fanatik bir okur kitlesi oluşturdu. Tamamlayamadığı son romanı Canistan ise ilk kez okuruyla buluşuyor. Yusuf Atılgan şimdi tüm yapıtlarıyla YKYde. 1921de Manisada doğan Yusuf Atılgan İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü 1944te bitirdi. Bir yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Manisanın Hacırahmanlı köyüne yerleşti ve çiftçilik yapmaya başladı. 1976da İstanbula yerleşti. 1980den sonra Milliyet (daha sonra Karacan) Yayınlarında danışmanlık ve çevirmenlik, kısa bir süre de Can Yayınlarında redaktörlük yaptı. 9 Ekim 1989da, üzerinde çalıştığı Canistan adlı romanını bitiremeden, geçirdiği bir kalp krizi sonunda Modadaki evinde öldü. Yusuf Atılgan 1955te Tercüman gazetesinin öykü yarışmasında Evdeki öyküsüyle (Nevzat Çorum adıyla) birinci, Kümesin Ötesi adlı öyküsüyle (Ziya Atılgan adıyla) dokuzuncu oldu. İlk romanı Aylak Adam 1957-1958 Yunus Nadi Armağanında ikincilik ödülünü aldı ve kitap 1959 yılında Varlık Yayınları arasından çıktı. 1973te yayımlanan Anayurt Oteli adlı romanını Ömer Kavur 1987de film yaptı ve film çok ses getirdi. TADIMLIKPolis kapıdan çıkınca koltuğuna oturdu. Emekli Subayın yerine bakıyordu. Kızını boğmuş... Yeryüzünde her şey olağandı. İkisi de bir yakınlarını boğmuşlardı. İlk dört gün o kadını bekliyor sanmıştı. Beklemiyor muydu? Kızıyla bir yerde görmüştü belki; ya da benzetmişti. Kaçmış. Kaçılır mı boyuna? Yukarıda odasında polisleri beklemenin, dış kapının açılışlarında, ayak seslerinde, ne olduğunu anlayamadığı tıkırtılarda onlar mı, geldiler mi? demenin sürekli gerginliğine dayanamadığı için çoğu zaman burada oturup sözde gazete, kitap okuyarak, tehlikeye daha yakın, ama hiç değilse kapının açılmadığı zamanlar bilinmeyenin tedirginliğini duymadan bekliyordu anlaşılan. Kapı açıldı. Uzunca boylu, ince bir adam girdi: Yakındaki bakakaldı.

Yusuf Atılgan (1921-1989), roman ve öykülerinde unutulmaz karakterler ve edebi bir tarz yarattı. Türk romancılığında modern anlatımın en iyi örneklerini verdi. Hayata hep karşı kıyıdan baktı. Yapıtlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temalarını ustalıkla işledi. Fanatik bir okur kitlesi oluşturdu. Tamamlayamadığı son romanı Canistan ise ilk kez okuruyla buluşuyor. Yusuf Atılgan şimdi tüm yapıtlarıyla YKYde. 1921de Manisada doğan Yusuf Atılgan İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Ciltsiz , 108 sayfa

Ekim 2000 tarihinde , Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı


ISBN
978-975-08-0066-4
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Zebercet

İlgili Kitaplar

8.7 puan (319 kişi)
807 okumuş, 445 okumak istiyor, 28 okuyor

8.9 puan (312 kişi)
763 okumuş, 719 okumak istiyor, 45 okuyor

8.3 puan (1108 kişi)
2730 okumuş, 928 okumak istiyor, 28 okuyor

8.5 puan (476 kişi)
1124 okumuş, 1295 okumak istiyor, 63 okuyor

8.5 puan (1155 kişi)
2506 okumuş, 952 okumak istiyor, 70 okuyor

8.2 puan (257 kişi)
690 okumuş, 627 okumak istiyor, 31 okuyor

7.6 puan (916 kişi)
1998 okumuş, 780 okumak istiyor, 34 okuyor

8.2 puan (1214 kişi)
3011 okumuş, 887 okumak istiyor, 69 okuyor

8.1 puan (406 kişi)
1165 okumuş, 739 okumak istiyor, 45 okuyor

8.4 puan (647 kişi)
1593 okumuş, 704 okumak istiyor, 60 okuyor

Kitabın Geçtiği Listeler

19 kitap, 58 oy
55 kitap, 241 oy
81 kitap, 349 oy
36 kitap, 214 oy

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

Araf eylülsena paçuka CihangirTarkan petit brktrz nujen mersus Kullanıcı prsphn renkan hiperpasif beyzaaa ilyada19 dhazal nnsrn büş.ra saykolog fundalka uyumsuzdefne burcu.1905 teemunic yume tuğba yaylak glbndmr
25 kişi
pissedemekki ozenyesim Ayıplı Mal sturkyilmaz Tubas dundjay blgy didem demirayak tranican Yeşil Göz ErDil Tuğba ekici Kızılaslan kbra kesmen tarçınportakal yagmurrr ay666 cakmakibrit kompela82 Aylak_ yuki batuhan3556 mindwars slvalacahan Met merveakarr nannuku Kuruc brshlc Busrra PisMoruk ismail kurt incememet59 me.like erdikaradeniz Selin Esen KKB fante Kitapkurdu33
1215 kişi
özgea damlacikk madalle MeyRA oarslangil Shima hkcanan Mentat eburdem kirmizi atin sahibi mrl uslanmazyazar imdbsever RüzgarSaçlıKız Smektepli kucukarabalik Patik selcuk_kars seyitirfan heftgah heisenberg serhat mizahihareketler beturg teşrinievvel Lykke safakonder tunabasar35 spancibab bernaodabasii AFD mahsunonur sybil pmjude frozenyogurt aylin* mervesurek Kumyu cemaziyelevvel
481 kişi
sitare Dulcinee du Toboso Daytuna horoznuri antalya gayethilal mehmet1979 senAydemir
8 kişi

Değerlendirmeler

değerlendirme
9 kişiden, 5 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
2 puan

Aylak Adam kesinlikle hayatımın kitabıydı fakat Anayurt Oteli... Tam bir hayal kırıklığı. Zebercet'in ne yaptığını okurken birden düşüncelerini anlatmaya başlıyor yazar sonra onu da birden kesip Zebercet'in etrafında ne olduğunu anlatıyor o an Zebercet bir şey hatırlıyor eskilerden onu anlatıyor sonra başladığı yere bir dönüyor aradakiler olmasa da olurmuş diyorsun. İki sayfa ileri bir sayfa geri. Hele bir de gittiği aşevinde orada burada etrafındaki insanların konuşmalarını kesik kesik duyması var. "Sonra... demiş... giderken... annesini... sanırım..." Tam bir felaket.

Bir yaşam birebir kağıda aktarılmış. Edebi olabilir, sanatsal da olabilir fakat okuyuculuğu bitirmiş bu. Yalnız bir adam anlatılmış ama onlarca gereksiz isim dönüyor. Aylak Adam'dan sonra olmadı diyorum.

3 yıl, 6 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

yusuf atılgan'ın olgunluk dönemi eseri. aylak adam'ın aksine üniversite gençliğine değil, orta yaş kesimine hitap ettiğini düşünüyorum. iki kitap arasında 14 yıl olması da bunun göstergesi. yusuf atılgan'ın taşra kasabasındaki zebercet karakterinin psikolojisini bu kadar iyi anlatması beni çok şaşırttı. ayrıca oldukça gerçekçi bir kitap. ilk sayfalardaki iç içe geçen anlatım etkileyici. edebiyat kalitesi olarak aylak adam'dan daha iyi olduğunu düşünüyorum.

3 yıl, 11 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Anayurt Oteli hem konusu hem de anlatılış biçimi olarak oldukça sıra dışı bir roman. Türk Edebiyatı’nda bugüne kadar okuduğum eserler içindeki en farklı tiplemelerden birine sahip. Ana kahramanımızın adı bile (Zebercet) bu farklılığın simgesi olarak yazar tarafından özellikle seçilmiş.
Zebercet, inanılmaz derecede silik bir karakter. Hayattan ne beklediğini, neden yaşadığını bilmeyen, hareketlerinin çoğu anlamsız ve amaçsız olan otuz üç yaşında bir genç. Tüm günü Anayurt Oteli’nde geçer. Her gün hemen hemen aynı rutin işleri yapar. Az konuşur, az yer. Arkadaşı yoktur. Anası babası çoktan ölmüştür. Ortalıkçı diye yanına verilen kadının dışında yardım aldığı kimse yoktur. Otelin her işini o ve yardımcı kadın yapar.
Zebercet’in son derece yavan, renksiz ve sıkıcı hayatının işleyişi gecikmeli Ankara treniyle gelen kadından sonra değişir. Kadın çok kısa bir süre otelden kalır ve bir daha geri dönmez. Zebercet bu kadına karşı tuhaf bir saplantı oluşturur. Sürekli onu düşünür. Geceleri rüyalarına kadar girer. Kadının geri döneceğine karşı sebepsiz bir inancı vardır. Her gün onu bekler. Kadının kaldığı odaya hiç müşteri almaz. O odaya kendisinden başka kimseyi de sokmaz. Sürekli kilitli tutar. Odadaki eşyaları bile kadının bıraktığı şekilde korur. Kadın giderken odada bir havlu unutmuştur. Bu havluyu bir tür tapınma nesnesi haline getirir.
Haftalar sonra kadının gelmeyeceğini anlar. Bunu fark etmesi adeta Zebercet’in tekdüze, mutsuz ve heyecansız hayatıyla yüzleşmesine sebep olur. Zamanla oteli ihmal etmeye başlar. Çoğu müşteriyi boş oda yok diye çevirir. Bir süre sonra oteli tamamen kapatır. Sokaklarda aylak aylak dolanır. Düşünür, düşünür, ama düşündükçe çaresizliği, mutsuzluğu daha derinden hisseder. Günden güne iyice çöker. Bu gidişe dur demek için bir çözüm yolu vardır.
Yusuf Atılgan, romanında çaresiz ve mutsuz adam tiplemesini başarıyla oluşturur. Zebercet’in silik karakteri ve anlamsız hayatını okurken içinde bulunduğu boşluğu, tatsızlığı ve heyecan yoksunluğunun hissederiz.
Diğer yandan, Anayurt oteli mekân olarak çok iyi yansıtılmış. Aynı zebercet gibi ruhsuz, kasvetli ve son derece renksiz. Öte yandan otel kitabın kahramanı gibi canlıdır. Otel ve Zebercet birbirlerine oldukça uyumludurlar. Yazar bu uyumu tasvir, benzetme ve ironik göndermelerle roman boyunca devam ettirir.
“İstasyon alanından otele çıkan sokağın başında bir çam ağacının gövdesine tenekeden kesilmiş, koyu yeşil üstüne ak harflerle OTEL yazılmış ok biçimi bir gösterge çakılı, ama yıllar sonra çivilerden biri çürüyüp kopunca okun ucu aşağıya dönmüş toprağı gösteriyor, otelin yeraltında olduğu sanısını veriyor insana.” cümlesiyle otel sanki ölülerin mekânıymış gibi hava yaratır, diğer yandan da romanın sonu için bir ipucu verir.
Kitap için söylemem gereken birkaç olumsuz nokta var. Yazarın çoğu paragrafta hiçbir noktalama işareti kullanmadan yazdığı uzun paragraflar okumayı zorlaştırıyor. Öte yandan kahramanın iç konuşmalarına gerekli gereksiz her yerde geçmişinden, ailesinden kısa ve bağlantısız cümleler sıkıştırması hem akıcılığı bozuyor hem de okuyucuyu yoruyor. Bu geri sıçramalar ölçülü ve sınırlı yapılırsa verilmek istenen etkiyi pekiştirebilir ve karakterin ruh halini daha iyi ortaya koyabilir. Aksi takdirde roman için kusur teşkil ediyor.

http://kitapvedusunce.blogspot.com.tr/

2 yıl, 7 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

zebercedin öyküsü tam bir yanlız adamın portresidir.

4 yıl, 7 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Ah Zebercet...

3 yıl, 11 ay önce
6 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

Türk yazarlara karşı ön yargımı kırmak için aldım kitabı okudumda ama nasıl okudum. yanlızlık temasını işlemeye çalışmış yazar.Konudan konuya haberiniz olmadan kopuk geçişlerde bulacaksınız kendinizi.Ve anlamakta zorlanıcaksınız kitabı okurken yazarın üslubu sıkıcı durum kitabı bu olay örgüsü yok....Durumu anlatıyor sıradan biri kalem kağıt alsın yazar her yazar böyle bir kitap... bundan dolayıda sürükleyicilik kazanmıyor kitap tam tersi kitabı bitirmek de zorlanıyorsunuz... Malesef beğenmedim Kötü bir kitabı birşey anlamış gibi Abartanlarıda anlamadım... 3/10

3 yıl, 2 ay önce
3 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan


Herkesin zevki farklıdır katılıyorum fakat bu kitabı zevkle okumak benim için imkansızdı. Ale lade şizofren bile olabilir dediğim Zebercet in 3 farklı hali gözler önüne aynı anda seriliyor. Arzuları gerçekte olan ve geçmişi bir anda bir birine giriyor. Beğenmedim bu türden daha iyi kitaplar okudum

2 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

insanın tutkularına esir düştüğünde özgürlüğünü nasıl kaybedebileceğini anlatıyor

5 yıl, 1 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Yusuf Atılgan'ın zamanının ötesinde bir yazar olduğunu düşünüyorum. Az yazmış ama öz yazmış, özenerek yazmış. Anayurt Oteli, incecik olmasına rağmen öyle kalın ki aslında... Okur olarak keşke daha çok kitabı olsaydı diyorum. O yıllarda böyle farklı kitaplar yazabilmek takdir edilesi.

3 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Ezik,silik,köksüz,acınası bir adamın öyküsü..hani,bir roman kahramanını ancak bu kadar "sevemezsiniz"...Aylak Adam'dan kesinlikle daha başarılı..

4 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Güzel kitaptır her yaştan insana tavsiye ederim.

4 yıl, 2 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
4 puan

Cinsel içerik beni kitaptan soğuttu.

3 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

Psikolojik sorunları olan Zebercet'in öyküsünü çok zorlanarak okudum. Zebercet, öncesinde okuduğum Ayfer Tunç'un Dünya Ağrısı'ndaki Mürşit'le kısmen benzerlikleri olan, Anadolu'da Anayurt Oteli'ni işleten bir karakter. Otele gelip bir gece konaklayan kadın bütün yaşamını değiştirir Zebercet'in ve içindeki tüm karanlıklar çıkıverir ortaya. Anlatılmak istenen çok güzel anlatışmış olsa da, hikayeye bir türlü odaklanamadığım için zor bitirdiğim bir kitap oldu.

1 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
4 puan

kitabı hiç sevmedim

3 yıl, 4 ay önce
2 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

bu hikaye için çok daha güzel başlıklar var bende. daha iyilerini yazabilen bir yazarın en çok bu hikayesinin meşhur olması, bizim memleket insanına özgü, bazı şeylere olan bitmek tükenmez açlıktan ileri geliyor diye düşünüyorum.

3 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
2 puan

Karışık.Bunalım,yalnızlık dolu.Ben sevemedim, hikayenin içine giremedim. Anayurt Oteli benim için hayal kırıklığı oldu.

2 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Sadece Türk değil Dünya edebiyatının nadide eserlerinden biri. Kahramanımız oteli işleten Zebercet. Psikolojinin doruğa çıktığı bir başyapıt. Mutlaka okuyun derim.

2 yıl, 9 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

bu kitap hakkında bir şeyler yazmam gerekli dedim uygun cümleyi bulamadım filmini izlemem gereklidir bekli dedim filmini izledim yine anlatımım yetmedi netten baktım ekşisözlükte hemingway kullanıcısının yazdığı yorumu gördüm evet işte bu dedim yorum mu ? işte bu : ne ölmeyi ne yaşamayı hak edenlerin kitabi...

okuyun dostlarım arkadaşlarım kardeşlerim yoldaşlarım düşmanlarım sadece okuyum cahillikten başka düşman yok

1 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
1 puan

aylak adam'ı okuyup, anayurt otelini okumamak olmazdı... daha ilk sayfalarda zebercet efendiden etkilenmiştim.. ama sonradan kitaptan iğrendim..

posmodern edebiyat seven birisi olarak hayal kırıklığına uğradım... belki yusuf atılgan'a ara vermeliydim, belki zamansız başladım kitaba. belki beynim doldu.. belki romanlarda 'cinsellik'ten hoşlanmadığım için iğrendim kitaptan..

aylak adam muhteşemdi.. ona toz kondurmam ve kondurtmam! ama anayurt oteli tam bir fiyasko!! zaman kaybı klasiklerden diyorum başka bir şey demiyorum...

1 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Biraz karışık ve hüzün kokan bir hikaye. Sevdim ben, tavsiye ederim...

4 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Yazarın diğer romanı kadar iyi olmasa da, anlattığı konularla sarsıcı bir roman. Sıradanlıkların, düz bir yaşamın körelttiği Zebercet, buna karşı çıkmaya çalışıyor. En ufak şeylerin bile büyük olaylara dönüştüğü bir roman bu.

4 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Bence yazar kesinlikle daha önce intiharı düşünmüş , belki de öyle öldü bilmiyorum yazarların hayatlarını araştırmayı sevmem.
İntihar öncesi ve sırasındaki düşünce ve ruh halleri çok çok çok başarılı

12 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
6 puan

Yusuf Atılgan'dan daha iyisini bekliyor insan hele de aylak adamdan sonra, tadı yok.

4 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

Aylak Adam okunduktan sonra daha iyi anlaşılıyor Yusuf Atılgan.

4 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Ankara treni.gecikmiş.oteller zaten yalnızlığın mekanları değil midirler?otel insanları diye bir belgesel vardı trt de.bu kitabı okuduktan sonra o belgesel kitabı tamamlayacaktır.herkes kendi cehennemini yaşar otellerde.

4 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

ilk sayfalarının hem olay olarak durgunluğu hemde psikolojik tahlil olarak azlığı son 30 sayfada tamamen tersine dönüyor ve mükemmel bir yusuf atılgan kitabı ortaya çıkıyor her nekadar mükemmel olsada bir aylak adam değil gözümde.

4 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Aylak Adamdan çok daha iyi olan kitap. Aylak Adam bu kadar abartılmışken Anayurt Oteline haksızlık ediliyor. O kadar soğukkanlı işlenmiş bir kitap ki Zebercetin ruh haline bürünüyorsunuz kitap boyunca. Yusuf Atılganın favori kitabım

4 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

http://kitapbocegim.blogspot.com/2013/05/anayurt-oteli-yusuf-atlgan.html

4 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

10 numara bir kitap!

3 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Anayurt oteli'nin son varisi Zebercet. Biraz sorunlu biraz psikopat, duygusal biraz ve çok yalnız. Bunalımları var, cinsel kimliği konusunda kararsız. Tüm bunlara rağmen okurken sevimli gelen,derdi kendisiyle olan bir adam. Yusuf Atılgan'ın aylak adam'dan sonra okuduğum ikinci kitabı ve kesinlikle aylak adamdan daha çok sevdim. Müthiş psikolojik tahliller güzel saptamalar gündeliğin içindeki ayrıntılar derken muazzam bir okuma keyfi sunuyor.

3 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Ne ölü ne sağ bir yaşamın kahramanı Zebercet, tekdüze bir hayatı en ince detayına kadar anlatan Türk edebiyatının eşsiz eserlerinden.

3 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
5 puan

http://moonlightcat13.blogspot.com/2013/08/anayurt-oteli-yusuf-atlgan.html

2 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Psikolojik bir kitap,kısa olmasına rağmen üzerinde durup düşünerek okumayı gerektiriyor.

3 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
7 puan

Okurken Zebercet'i sevsem mi? Yoksa nefret mi etsem bilemedim. Her gün onlarcasıyla muhatap olduğumuz sıradan birisi zebercet.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Çok ağır ilerleyen, psikolojik bir kitap. Bence yazar da yazarken sıkılmış gibi. Konudan kouya atlaması konsantre olmamı zorlaştırdı ayrıca.

10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Günlük rutin işlerin aksamaması için kurulan ama geri kalan saat,odanın içindeki düzen,bardağın kırılmasıyla başlayan büyünün bozulduğuna inanan Zebercet...Kitabın sonunda anlatılan intihar sahnesini okurken her cümle o anı yaşatır insanda.Zebercetle birlikte yavaş yavaş sizde soluksuz kalırsınız

3 yıl, 4 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Sıkıcı kitap, çok hem de; ama aynı zamanda iyi kitap. Her şeyden önce neredeyse kitabı tutup karşı duvara fırlatmama neden olacak kadar sıkıcı olan üsluba ve olaylara rağmen hikayenin sunuluş şekli çok hoşuma gitti. Bilinç akışı tekniği gibi entel şeyler yazmak istemiyorum çünkü pek getirisi yok. Yani yazdım da hiçbir hatun da gelip ''woooww sevişelim mi'' demedi. E o zaman ne gerek var, basit usül devam edelim, ama yine de şunu söyleyeyim bu bilinç akışı denen şey dünyanın en sıkıcı şeylerinden biri. Şimdi önce bizim sapık, hasta, korkak, manyak, dertli karakterimizin oteldeki yaşamını anlatıyor kitap. Sonra otelin dışına çıkıp ezber bozuyoruz ki oraları birazcık keyifle okunuyor işte. Otelin boğucu havası sizi o kadar bunaltıyor ki bizim sapıkla beraber dışarı çıktığınızda bir daha otele dönmek istemiyor canınız. Ama sonlara doğru otelden de daha sıkıcı bir yere giriyorsunuz; Zebercet' in kafasının içerisine. Ben bu kadar sıkıcı kafa görmedim. Bir de karmakarışık bir aile ilişkisi var; Cem Yılmaz' ın dediği gibi lan hani marjinal bizdik? Tüm sülale tren yapıyor. Evin beyi uşağa, uşak şoföre, şoför hepsine filan filan. Kitapta olan bir kadın eksik kitapta.(Öyle okursun işte, nasıl cümle ama) Ama çok önemli değil, bence dünyadaki tek adam bu Zebercet de olsa bu kadın o adama vermezdi.
Sabah sabah yazasım yok bir kızı çok özledim çünkü ve gece olsun da mesaj atsın diye bekliyorum ama siz sevgili kitap kurtlarına da saygısızlık etmek istemem. Şimdi bir tane tabela var, otelin yerini gösteren. Tabela zamanla ters dönmüş ve toprağı gösteriyor artık. Zaten otelin kasvetli havası da ilk tasvirlerden itibaren bana hep mezarı çağrıştırdı. Zebercet yaşayan bir ölü aslında. Otel de onun mezarı. Bana göre tabelanın toprağı göstermesi de zaten bunun metaforik bir anlatımı.(Az votkaya 2 kız düşer bu cümleye) O kadar manyak, psikopat ve yalnız ki adam yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyor aslında. Ne var ki bunun libidosuna hitap eden bir kadın gelmeyince otele bu da o kadının tekrar gelmemesini beklemeye başlıyor.(sakin!) ve mezarla gerçek dünya arasında arafta kalıyor bana kalırsa.

Şimdi Yusuf Atılgan Aylak Adamı yazıyor 1959 yılında. 1960' da bir tane öykü yazıyor sonra da bir daha bu kitaba kadar kitap yazmıyor adam. 1973 yılına kadar yani. Düşün bu kitabın ne kadar özel olabileceğini bu şartlarda. Ama yok Kürk Mantolu Madonna' ya dediğim gibi bu kitabın da gereksiz abartıldığını söylemeyeceğim. Cidden eli yüzü çok düzgün bir kitap ama çok sıkıcı. Bu kitapta abartılan ise karakter. Yalnız, hasta, sapık bir adam. Henüz cinsel kimliğine bile karar verebilmiş değil. Çocukluğundan gelen travmalardan da olsa gerek sağlam bir tedaviye ihtiyacı var. Özenilecek, öykünecek hiçbir şeyi göremedim ben. Ama yalnız adam örneği için muhteşem kendisi; yalnızlık dediğin işte böyle olur ve bu yalnızlık da hiç de övünülecek bir şey değildir. Öyle face' e yalnızlık ve huzur yazıp like beklemeye benzemez yani yalnızlık. Popülariteye hizmet eden hiçbir şey de yalnızlık olarak adlandırılamaz bence. Neyse işte özetle sıkıcı ama sağlam bir kitap var karşınızda. Bir de müthiş cesur bir yazar var. türkiye gibi bir ülkede o cümleleri yazmak, o dönemde yazmak büyük bir cesarettir demek için girdim bu cümleye ama yazarken fikrimi değiştirdim, bence şu an daha baskıcı bir dönemdeyiz, sadece şu an bu baskıları kırabilmenin, bastırılmışlıkları başka türlü kırabilmenin daha fazla yolu var geçmişe oranla.
Kızı da hala özlüyorum bu arada.

3 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

kitap boyunca iç monologlar halinde yaşayan ve kendi sesine hasret
bi karakter zebercet.gecikmeli ankaralı treniyle gelen insanda umutlar bulmuş ve tek tek yitirmiş.bence türk edebiyatının en derin psikolojik analizlerin yer aldığı roman.

2 yıl, 10 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Aylak Adam ile kıyaslanınca çok sönük kalan bir kitap ama yazar yine okuyucu etkilemeyi başarıyor.

2 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Bilinçakışı tekniğinin kullanımı yönünden başarılı olmuş bir kitap.Yazar Aylak Adamda olduğu gibi bu kitapta da gücünü gösteriyor ancak Aylak Adamdan önce okunmasını tavsiye ediyorum zira C.deki sarsıcı bağlılığı vermeyebilir Zebercet :)

2 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Aylak Adam gibi bir hikaye bekleyerek başlamamak gerek bu kitaba. Tamam yazılış şekli, karakter benziyor ama onun gibi akıp giden bir süreç değil bu kez okuduğumuz.
Sıkılarak okudum genel olarak. Kitabı kenara bırakayım diye düşündümse de yapamadım. Sıksa da bırakmadı yani. (heh heh heh)

Yabancılaşma demiş yine Atılgan. Her yeni günde tüm tekdüzeliğe rağmen karakterin düşünceleri arasında kayboluyor, oradan oraya sürükleniyorsunuz. Anayurt Oteli'ni işletiyor Zebercet. Aileden kalma meslek, ailesinden geriye kalan da bir o zaten.
Yedi aylık doğmuş, sanki istediğinden. Otel işletiyor, sanki istediğinden. İstediği kadına da ulaşamıyor. Kadın gittiğinde, onun geri döneceği hayaliyle bekliyor da bekliyor.
Fantezilerini de okuyoruz. Gerildiğim yerlerdi mesela o sahneler. Temizlikçi kadınla aralarındaki ilişki, giden kadının hayali, horoz dövüşünde tanıştığı genç çocuk, askerdeki terlik şakası.. Ne diyor bu adam? dedim çoğu zaman.

Bunalımlı, depresif, beklenti içinde geçen bir okuma süreciydi benim için. İyi ki okudum. Şu alıntıyı okuduğum anda başıma ağrı saplanmıştı artık. Neyse ki son sayfaydı.
"Dayanılacak gibi değildi bu özgürlük."

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

güzel bir kitaptı

2 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Bir anti- kahramanı , onun bilinç akışını, dış dünya algısını ve iç çatışmalarını, varoluşcu felsefeye de dokundurarak kusursuz anlatmış ... Mekanlara, karakterlere ait en ince detayları dahi müthiş aktarmış ... Benzersiz bir yazar , iyi ki kalemi kağıda değdirmiş ve iyi ki okuyabiliyorum eserlerini dediğim sayılı Türk yazarlardan...

2 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Farklı başlayan, farklı biten, özellikle içe dönük ve psikolojik tahlillerin yoğun olduğu kısa bir roman.

2 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

gerçek bir başyapıt.

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adamı okurken içimin karardığını hissetmiştim Anayurt Oteli’yle iyice pekişti :) Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı 100 temel eser arasında yer almış (gerçi sanırım sonradan içerdiği müstehcen kelimelerle çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimi açısından olumsuz etkileneceğini öne sürülerek geri kaldırılmıştır. Genelde bu tarz eserlerde hep aynı şey oluyor önce mutlaka okutulması gereken en önemli eser denip sonrada müstehcen denip geri kaldırılıyor! MEB’in aklı biraz geç çalışıyor:) Türk Edebiyatının kült eserlerinden birisi ve hikâyeyi çok iyi yansıtan karakterin hakkını veren bir oyuncu kadrosuyla ödül alan filmi varmış.
Aylak Adamla Anayurt Oteli insanda aynı pesimist etkiyi bırakıyor dedik ya hani yalnızlık, karanlık, ölüm, cinselliğe olan açlık, yabancılaşma.. İçe kapanık ve obsesifliğin hat safhada olduğu karakterin isminden tutunda (kitap yeterince karanlık değilmiş gibi Zebercet ismide bir o kadar karanlık :) otelin betimlemesi ( tabelası ters dönmüş ok işareti yeri gösteren yeşil tahta kapısı mezarlık gibi yaşayan ölülerin kaldığı yer havası yaratıyor) ve hikâyenin tamamı psikolojik temellendirmede neden-sonuca dayandırılmış en güzel hikâyelerden birisi. Zaten doktor olsam Zebercet gibi bir karaktere iyileşmesi için ilaç olarak intiharı yazardım Atılgan doğru yapmış :)Zira bir insanın en büyük cezası böylesi bir yalnızlıktır galiba. Salman Rüşdi “Roman yazarken ilk görev karakterleri okura sevdirmektir. Eğer okur, karakterle bir bağ kuramazsa, başına ne geldiğiyle ilgilenmez.”demiştir. Atılgan Zebercet’i bize sevdirmeye çalışmış mı çalışmamış mı tam çözemedim negatif yönleri ağırlıkta olan katil, tecavüzcü kahramanından sürekli “ne sağ ne ölü” diye bahsediyor. Babasını rol model olarak benimsemiş ve babasının tek dileğini yerine getirememiş, umutlarının sonuna ulaşmış ne sağ ne ölü bir adamdan intihardan başka ne beklenirdi lakin üzülüyorsunuz Zebercet’e.. Ya da üzülmüyorsunuz..Hatta kimi zaman “hepimiz birer Zebercetiz “ diye düşünmedim değil..
Bittiğinde bende etki bırakan her kitaptan sonra “keşke yazarıyla tanışma imkânım olsa” diye iç geçiririm ama yaşasaydı da tanışmayacağım tek yazar Yusuf Atılgan olurdu :) Kendisi 1959 da Aylak Adamı yazmış 1974’ te Anayurt Otelini. Aradaki o 14 yılın için soranlara “öyle şeyler yazıyorum ki okuyunca allak bullak olacaksınız” demiş. Oldum! Bir insan 2 kitapta insan ruhunu bu kadar allak bullak eder mi? Eder! Yok Bay C yok Zebercet..O yıllarda yaşamış bir insan ve de bir Türk nasıl bir kafa nasıl bir hayal gücü dedirtiyor insana…3. Kitabını okumadım zaten yazarken de tamamlayamadan kalp krizinden ölmüş Atılgan için nedense hiç şaşırmadım :)
Kitaptan Altını Çizdiklerim:
- Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde;sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.
- Yorumlar, nedenler önemsizdi; kesin değildi. Önemli olan insanın edimleriydi. Değişmez tek bir kesinlik vardı insan için: “ölüm."
- Yeryüzünde canlı kalmanın bir bakıma suç işlemeden olamayacağını bilmeyen, kendini suçsuz sanan insanlardan çekiniyor, utanıyordu.
-Dayanılacak gibi eğildi bu özgürlük.
- Yeryüzünde canlı kalmanın bir bakıma suç işlemeden olamayacağını bilmeyen, kendilerini suçsuz sanan insanlardan çekiniyor, utanıyordu.”
- Bir oteli yönetmekle, bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyor, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticinin yapacaklarından çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzüne

1 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Yusuf Atılgan'ın okuduğum ilk kitabı. Aylak Adam'a başlamış 15-20 sayfa okuyup bırakmış biri olarak bu kitabı çok beğendiğimi belirteyim. Ancak bu kitaba en başından bir şans verme felsefesiyle yola çıktığımdan (Aylak Adam'a bu şansı vermemiştim:)) yavaş yavaş, koptuğum yerlerden geriye dönerek okudum ve pişman da olmadım. Çünkü hızlıca okunarak anlaşılabilecek bir kitap değil. Yazar baş kahramanın zihnini yazdığı için kitabında, bir an şimdiki zamanı aktarırken hiç bir işaret vermeden geçmişteki bir olayı anlatmaya başlıyabiliyor. Geçmişi yada bir olaya ait düşüncelerini aktarırken yarıda kesip şimdiki zamana dönebiliyor. Bu geçişlerde biraz vakit harcanıp nereden nereye geçildiği anlaşılmaya çalışılırsa çok keyifli bir roman çıkıyor ortaya. Aksi takdirde hiç birşey anlaşılmayacağından beş para etmez hissi uyandırabilir.

2 yıl, 1 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Atılgan'ın en başarılı eseri bence, karakterler son derece gerçek.

1 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
6 puan

Yazar girişte yoğun bir dil kullanmış 'Nerden başladım ki bu kitaba?' derken bir anda kitabın akıcılığına kapıldım. Ama ilerleyen sayfalardaki yoğun melankoli havası bunalttı beni. Oh be sonunda bitti dedirtti artık :)

1 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
5 puan

Kurgudan tamamen koptum okurken keyif almadım.

9 ay önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski