A'mak-ı Hayal (Hayalin Derinlikleri) (düzenle)

(düzenle)


Kitap Açıklaması (düzenle)

Filibeli Ahmet Hilmi, başyapıtı Amak-ı Hayal'de hakikati arayan Raci'nin, Aynalı Baba'nın ikram ettiği kahveyle hayalin derinliklerinde yaptığı yolculuğu masalsı bir anlatımla okura sunar. Okur kâh Raci'yle birlikte Budha'nın sarayına gider kâh Anka kuşunun sırtında binlerce âlemi gezer. Simgelerle donatılmış içeriğiyle varlık ve yokluk kavramlarını yeniden şekillendirir. Tasavvuf edebiyatının en önemli örneklerinden olan Amak-ı Hayal vahdet-i vücut nazariyesi üzerine kuruludur.

Filibeli Ahmet Hilmi, başyapıtı Amak-ı Hayal'de hakikati arayan Raci'nin, Aynalı Baba'nın ikram ettiği kahveyle hayalin derinliklerinde yaptığı yolculuğu masalsı bir anlatımla okura sunar. Okur kâh Raci'yle birlikte Budha'nın sarayına gider kâh Anka kuşunun sırtında binlerce âlemi gezer. Simgelerle donatılmış içeriğiyle varlık ve yokluk kavramlarını yeniden şekillendirir. Tasavvuf edebiyatının en önemli örneklerinden olan Amak-ı Hayal vahdet-i vücut nazariyesi üzerine ku... tümünü göster

Baskı Bilgileri (düzenle)

Karton Cilt , Esra Kesinkılıç , 188 sayfa

2017 tarihinde , Şule Yayınları tarafından yayınlandı


ISBN
9789756841372
Dil
Türkiye Türkçesi

Kitabın Ana Karakterleri(düzenle)

Kitaba karakter eklenmemiş ...

İlgili Kitaplar

8.0 puan (183 kişi)
418 okumuş, 126 okumak istiyor, 1 okuyor

8.7 puan (192 kişi)
469 okumuş, 277 okumak istiyor, 32 okuyor

7.9 puan (171 kişi)
476 okumuş, 276 okumak istiyor, 22 okuyor

8.3 puan (33 kişi)
84 okumuş, 40 okumak istiyor, 6 okuyor

7.7 puan (211 kişi)
559 okumuş, 75 okumak istiyor, 3 okuyor

8.0 puan (72 kişi)
177 okumuş, 77 okumak istiyor, 3 okuyor

8.5 puan (349 kişi)
764 okumuş, 347 okumak istiyor, 17 okuyor

7.7 puan (115 kişi)
349 okumuş, 122 okumak istiyor, 4 okuyor

9.0 puan (124 kişi)
364 okumuş, 178 okumak istiyor, 15 okuyor

8.2 puan (150 kişi)
313 okumuş, 111 okumak istiyor, 3 okuyor

Şu An Okuyanlar

Okumuşlar

Okumak İsteyenler

Takas Verenler

Burda insan yok
Meryem Seyda Parlak
1 kişi
Burda insan yok
Burda insan yok

Değerlendirmeler

değerlendirme
7 kişiden, 7 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
8 puan

Gerçekleri rüyanın derinliklerinde bulan Raci'nin, Aynalı Baba ile geçen hikayesi. Ölümü ve yeniden doğumu anlatır bu kitap. Ama okumak yetmez. Zira;

"harfleri bir araya getirerek hikmeti anlatamazsın."

Aynalı Baba

4 yıl, 10 ay önce
4 kişiden, 4 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tasavvuf ile ilgilenenlerin okuması gereken ilk kitaplardan. Tabiri caizse fantastik tasavvuf.

5 yıl, 7 ay önce
2 kişiden, 2 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Türünün tek örneği diyebilirim.

6 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Türk fantastik edebiyatının ilk örneklerinden. Biraz ağır ilerlese de okunmaya değer.

5 yıl, 5 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

kıymet bilinmeyen şark klasiklerimizden kişisel gelişim ve tasavvuf adına çok şey bulabileceğiniz islami bir yolculuk.

4 yıl, 7 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

bi' Aynalı Baba'mız olsa da, öğle uykularına gönderse bizi, kahvenin deminde damıtıp...

4 yıl, 6 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Hala hatırlarım o hayaller dünyasını. Okurken beni nasıl da heyecanlandırışını.. Şuan bile hatırladıkça o kelimelerin tatlı dokunuşunu hissederim. Okumak için gerçekten Felsefi kitaplara bir temel atmak gerekiyor. Yoksa normal bir okuyucu kitap karşısında biraz ne demeye çalışıyor bu kitap diye sorabilir. Eğer anlayabiliyorsanız zaten klasikleriniz arasında yer alacak bir eser olarak yerini alıyor :)

3 yıl, 11 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Filibeli Ahmed Hilmi; batılaşma sürecinde Osmanlı aydınlarının bilime yönelmesindeki keskin geçişi kabul etmeyerek bilim ve hikmeti bir arada savunan felsefi düşünürlerimizdendir. Üniversitede felsefe öğretmenliği yaptığı sırada oradaki bir sempozyum da “Eserlerinde bazı maddeci, pozitivist düşünürleri savunan Celal Nuri'nin "hakikate ulaşmak için bir tek aracımız vardır: “Bilim" görüşünü, "acaba hakikat nedir?", "hakikatin ölçüsü nedir?" ve "bilim ne demektir ve değeri nedir?" sorularıyla bilimin aslında varsayımlara dayandığını, bu yüzden de değerinin göreceli olduğunu, araştırma ve inceleme sonsuz olduğundan bilimin hiçbir zaman son sözü söylememiş bulunduğunu ve dolayısıyla bilimim hikmetten ayrı olmayacağına dair sorgulayıcı bir düşünce geliştirmiştir. Tabi ben İslamiyetin hakim olduğu bir coğrafyada mantığıma denk düşen kendi inanç sistemimden dolayı konu hakkında kesin bir yargıya varamayacağım zira çok derin bir konu. Kesin olan Filibeli Ahmet Hilmi’nin İslam felsefesini edebi bir dille anlatmaya çalışmış olduğudur. Neyse Filibeli siyasi bir meseleden sürgün edilir daha sonra Meşrutiyetin ilanıyla İstanbul’a geri döner . Gazete ve dergilerde yazmaya başlar. Hatta bu A’mâk-ı Hayâl o dergilerde yayınlanan kısa hikayelerdir. Ölümünden 11 yıl sonra birleştirilerek kitap olarak basılmıştır. Ölümüne gelince zehirlenerek öldürüldüğü bilinir ancak ölümüyle ilgili çeşitli söylentiler vardır. “Masonlukla ve siyonizmle “ ilgili mücadele eden ilk kişilerden olduğu bunun için de Masonlar tarafından zehirlendiği diğer bir söylentiye göre de gazetede yazdığı yazılarda İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni ağır bir şekilde eleştirmesinden dolayı cemiyet tarafından zehirlendiği söylenir. Laiklik anlayışına ters düşen ülkemizde Filibeli gibi yazarları ve yahut ta düşünürleri tanıma şansımız olmuyor ne yazık ki…

Tasavvuf, doğuya yönelme gibi konularda fikir sahibi olmadığım için kitabı belki 5 aydan fazladır okuma işini erteliyordum. Bir alt yapı olmalı, bir zemin oluşturmalıyım derken doğu edebiyatı ve şiire ilgi duymamı sağlayan biri ile tanıştım. Gerçi iki senelik bir arkadaşlık ama ben iki aydır ancak tam anlamıyla farkındayım. Sanırım okumak, birinin varlığını gerçek anlamda fark etmek de dahil her şey “o şey”e hazır olmakla alakalı… Şiire, doğuya ve divan edebiyatına ilgi duyma derken kendiliğimden bu kitabı okumaya karar verdim. Kitabı bir gece oturup sabaha kadar fonda Masar - Le Trio Joubran, Bab-ı esrar ve günlerdir dilimden düşürmediğim Abdülhak Hamit Tarhan’ın “Bir Gazup Şair” dinletileri eşliğinde okudum. Son zamanlarda madde ile mana arasına sıkışıp kaldığım bir dönemde sanırım çıktığım en derin yolculuktu. Bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum ama devamı için nasıl yol alacağımı bilemiyorum o ayrı bir durum. İdrak edebildiğim kadarıyla kitaba gelirsek;

A’mâk-ı Hayâl; “Hayat; sekr anında görülen bir düş değil midir? ...kim bilir ? “ sorusuyla aklımıza yer etmiş sorusuyla felsefe ve tasavvuf üzerine 23 fantastik öyküyü içinde barındırmakla birlikte iki bölümden oluşuyor. Bu hikâyelerden benim en beğendiğim karınca hikâyesidir. Birinci bölümde; kitabın kahramanları dindar bir ailede yetişmiş, iyi bir eğitim almış, içkiden gezip tozmalardan, kendisini tatmin edemeyen arkadaşlarından bunalmış hakikati arayan Raci ile Raci’nin evinin önünden geçerken uğradığı mezarlıkta karşılaştığı Aynalı baba. Hakikat peşindeki Raci; Aynalı babanın çaldığı ney eşliğinde hayal aleminde dokuz gün süren yolculuğa çıkıyor. Bu yokluk tepesinden hiçlik zirvesine oradan alimler meclisine uzanan ilahi yolculukta bugün materyalist anlamda gerçek olmayan ama maneviyatta bir çoğumun ulaşmaya çalıştığı derinliklere yelken açıyor. İkinci bölümde; Raci’nin aklını kaybetmesi ve Manisa tımarhanesindeki günlerini anlatır. Delirmiştir ama huzurludur da. Aynalı baba burada da onu yalnız bırakmaz ve Aynalı babanın ölümünün ardından o da insanlara hakikati gösteren bir mürşit olarak hayatına devam eder. Kitap böyle bilindik bir yol gösteren ermiş hikâyesi gibi görünüyor ama aslolan eserdeki Aynalı babanın anlattıkları. Hatta bir tane de Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’u yazarken A’mâk-ı Hayâl’den yola çıkarak yazdığı şu hikayeyi anlatayım.

Bir gün Allah peygamberleri çağırıp sormuş saadet nedir demiş? Her biri kendilerine göre cevap vermişler. Musa : Arzı Mev'uda gitmektir , İsa : Bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır , Buda : Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır , yollu şeyler söylemiş. Sıra bizim Muhammed' e gelince : Saadet , hayatı olduğu gibi kabul etmektir... demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli.

Kitaptan altını çizdiklerim:
- "Görünebileceğin başkasının olmaması ve seni görebilecek başkasının olmaması gerçeğinin verdiği boşluğu bilir misin? Nereden bileceksin? "

- Bu âlemde olan her şey benim sıfatımdır. Ben olmasaydım, hiçbir şey olmazdı. Ben “hep”im ya da “hiç”im. Ben “hiç”im ya da “hep”im. Zaten “hiç” ve “hep” aynıdır, tek şeydir.

1 yıl, 8 ay önce
1 kişiden, 1 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

bazı bölümleri idrak etmekte zorlAnsamda çok çok iyi bir kitap

1 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Okunması gereken, son derece keyifli bir tasavvuf eseridir.

4 yıl, 7 ay önce
4 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
2 puan

Arka kapak yazısını okuyarak aldığım bir kitap ama çok sıkıcıydı. Sırf bitirmek için okudum. Oysaki konusu, insan olarak ne kadar eksik olduğumuzu daha farklı anlatabilirdi yazar. Beğenmedim...

5 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
10 puan

Harika!

5 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Tekrar ve takrar okumaktan asla bıkmadığım kitaplardan biri...

4 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Ciddi anlamda harika bir kitap. İçinde kayboldum sankiii.

4 yıl, 5 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
Profil Resmi
9 puan

İnsanı görünen ve bilinen alemden alıp götüren bir kitap..herkes mutlaka okumalı

4 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bir kere daha okunmalı

3 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
3 puan

Çok etkilendiğimi söyleyemem ama güzel hikâyeler var içinde. Özellikle karınca hikâyesi etkileyiciydi.

3 yıl, 11 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

İhsan Oktay Anar'ı etkileyebilecek derinlikte bir kitap. O kadar söyleyeyim.

3 yıl, 9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Bol miktarda alegori içerir, aman dikkat. Alt metinleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekli. Çok beğendim.

1 yıl, 10 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Harika bir kitap. Kesinlikle herkes okumalı. Hatta farklı dillere çevrilerek, filmi dahi çekilmeli...

2 yıl, 8 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

doğunun harikalar diyarına hoşbuldum :)

2 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Beni düşündüren kitapları seviyorum.

İslamiyetin hakim olduğu bu coğrafyada doğdum ve çevreme aklımdaki soru işaretleriyle bakmaya başladığımdan bu yana bana sunulan dini benimsemek yerine sadece insan olmayı seçtim. Basit yaşayan iyi bir insan olabilmek tüm gayem.

Kitapta anlatılan islamiyet çerçevesinde olması gereken insanla benim olmaya çalıştığım insan arasında çok da fark yok esasen. Neden bilmiyorum yazıda doğru her şey, gerçek hayatta hiç de öyle değil.

Filibeli Ahmed Hilmi, devrinde Aynalı Baba gibi inandıkları çerçevesinde yaşayan bir adamdıysa onun müridlerinden birisi belki de Raci olabilirdim. Közde kahvemizi birlikte pişirirdik.

Neyse kitap güzeldi sonuç olarak. Felsefik, aklıma başka başka düşünceler yığan kitapları gerçekten çok seviyorum. Son olarak kitapta altını çizdiğim cümlelerden sadece biri.

"Bu alemde olan her şey benim sıfatımdır.Ben olmasaydım, hiçbir şey olmazdı.Ben 'hep'im ya da 'hiç'im.Ben 'hiç'im ya da 'hep'im.Zaten 'hiç' ve 'hep'aynıdır, tek şeydir.Fakat cahil insanlar aynı şeyi iki farklı isimle anıyorlar.

2 yıl önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan

Hayalin derinliklerinde tasavvufi bir eser, muhteşem bir kitap. İkiyüzlülüğü sevginin, sevgiyi öfkenin, öfkeyi hikmetin, hikmeti nefs-i emmarenin ve hepsini aşkın yendiği bir hayaller bütünü. Defalarca kez okunmaması için hiçbir sebep göremiyorum.

2 yıl, 3 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

Raci fikirleri yüzünden bunalımdadır. İçinde bir şüphe vardır, kendisi "Bu şüphe ejderhası bütün bedenimi sarmıştı." demektedir. Bunalımlarından bir nebze olsun kurtulmak için kendisini içkiye vermiştir. Her gün önünden geçtiği bir mezarlık vardır ve bu mezarlığın eski bir ahşap kapısı vardır. Raci ne zaman baksa bu kapı kapalıdır. Ancak bir gün ahşap kapı açıktır merakına yenik düşer ve mezarlıktan içeri girer. Orada Aynalı Baba denilen bir bilge kişi ile karşılaşır. Aynalı Baba Raci'yi ney üfleyerek değişik hayal alemlerine sokar. Raci buralarda Buda ile Zerdüşt ile ve daha fazla ünlü sima ile karşılaşır. Ejderhalar ve nice garip mahluklar ile karşılaşır. Raci yaşadıkları ile çok şey öğrenir, içindeki bunalım artık yoktur. Ancak bir gün Aynalı Baba ortalıktan yok olur Raci kendini Manisa Tımarhanesinde bulur.

2 yıl, 2 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
7 puan

Tasavvufa ilgi duyanlar için güzel bir kaynak. Kurgu bir hikaye üzerinden çok güzel kıssalar sunuyor. Ayrıca akıcı da zamanı olan tek seferde bitirebilir.

1 yıl, 7 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

cok güzel bir sufi kitabı

1 yıl, 6 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
8 puan

A'mak-ı Hayal yani Hayalin Derinlikleri... Gerçekten hayal gibi bir kitaptı. Kitabı okumaya başladığınızda hayatınızın amacı ile ilgili bir arayış içindeyseniz kendinizi Raci’ye yakın hissedebilirsiniz. Raci de bu arayış sayesinde Aynalı Baba ile karşılaşıyor ve 9 gün boyunca hayalin derinliklerinde değişik diyarlara gidiyor. Bu 9 günlük seyahatin her bir günü aslında detaylandırılarak ayrı ayrı kitap olarak bile sunulabilir. Kitabı okurken biraz araştırma yapmanızda fayda var. Çünkü içinde budizme dair ögeler veya vahdet-i vücut gibi tasavvufi konular yer alıyor. Benim yabancı olduğum konular olduğu için kitap beni biraz araştırmaya da itti. Bu konulara çok daha hakim kişiler eminim kitaptan çok daha fazla zevk alacaktır. Kitapta eleştireceğim nokta keşke gazellerin orijinalleri ile birlikte günümüz Türkçesine uyarlanmış halleri bir arada bulunsaydı. Gazel kısımlarını fazla anlayamadığım için Osmanlıcadan bazılarının çevirilerini internetten bulup okudum. Bir de kitabın ikinci kısmını fazla beğenmedim. İkinci kısımda, 9 günlük bu seyahatten sonra Raci’nin bulunduğu durum ve Aynalı Baba’nın birkaç hatırası yer alıyordu. O kısımlar dağınık ve taslak gibi geldi bana. Ama kitapla ilgili şöyle de bir durum varmış; yazar Filibeli Ahmed Hilmi vefat ettikten sonra kitabın ikinci baskısında birçok özensizlikten dolayı kitap çeşitli bozulmalara maruz kalmış. Belki de bu dağınıklığın sebebi bundan dolayıdır. Kitabın birçok baskısı var günümüzde. Hatta çizgi roman haline getirilmiş hali de var. Bir ara filminin yapılması da gündeme gelmiş ama her biri ayrı bir dünya olan 9 günü filmleştirmek kolay olmasa gerek. Kitap benim hoşuma gitti ama şu an ben kitabı tamamen anladım, özümsedim diyemem. Çünkü bence bu kitap bir sefer okumakla özümsenecek bir kitap değil.

1 yıl, 4 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
10 puan


9 ay önce
0 kişiden, 0 kişi bu değerlendirmeyi beğenmiş
9 puan

Yine bir geç okuduğumu pişman olduğum kitaplardan birisi .herkesin okuması gereken bir kitap

1 hafta önce
Puan : hepsi | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10
Değerlendirme Zamanı: en yeni | en eski