Kitap Tavsiyesi ve Fikir Alışverişi

Bazen elimizde birçok kitap oluyor ve hangisini okuyacağımıza karar veremiyoruz. Bazen de canımız bir kitap okumak istiyor ama bu kitabın ne olduğuna dair bir fikrimiz olmuyor. İşbu sebeple kurulan bu grupta, okuduğumuz kitaplar hakkında birbirimize yardımcı olabilir, okumak istediğimiz kitaplar hakkında fikir teatisinde* bulunabiliriz diye düşündüm.

* Hep cümle içinde kullanmak istemiştim buraya kısmetmiş.


Tür: Genel | Açılış, 28 Temmuz 2011
<< tüm tartışmalar

Ürkütücü kitapların ardında yatan gerçek hikayeler

Tartışma Cevapları
« geri ileri »

1 ile 1 arası cevap gösteriliyor, toplam 1 cevap.
5 kişiden 4 kişi beğenmiş.


Korkutucu hikayeler okumanın en güzel yanı gözlerimizin önünde cereyan eden bu dehşet verici olayların kurgudan ibaret olduğunu ve bizim içinde yaşadığımız dünyaya sirayet edemeyeceğini bilmektir. Peki bu konfor alanı içine kurulup rahatça okuduğumuz hikayelerin bazılarının gerçek olaylara dayandığını söylesek? İşte ardında gerçek olaylar yatan ürkütücü hikayeler:

1. Şeytan - William Peter Blatty

Korku hikayelerinin en klasik temalarından biridir kişiye musallat olan insanüstü, kötücül yaratıklar. William Peter Blatty'nin Şeytan adlı romanı da bir tür şeytan çıkarma ayinini konu ediniyor fakat kitap sanıldığı kadar da kurgusal değil! Blatty'nin konu edindiği gerçek olayda kurban 13 yaşında bir erkek çocuğuydu. Çocuğun içine girdiğine inanılan şeytanı çıkarmaya çalışan rahip olayın tüm ayrıntılarını günlüğüne işlemişti. Rahibin yazdıklarına bakılacak olursa çocuk düşünce gücüyle mobilyaları oldukları yerden havalandırabiliyor ve etrafındakilere insanüstü bir güçle saldırıyordu. Üstüne üstlük dokuz rahip ve yirmi dokuz tanık da rahibin anlattıklarını destekliyordu!

2. Frankenstein - Mary Shelley

Mary Shelley Franstenstein hikayesinin ilhamını eşi ve aile dostları Lord Byron'la birbirlerine anlattıkları hayalet öykülerinden almıştı fakat işin ardında gerçek bir öykü yatıyordu. Shelley'nin asıl ilham kaynağı Giovanni Aldini adında kaçıp bir biliminsanıydı. Aldini gerçekten de bir cesede elektrik vererek onu diriltmeyi denemişti. Bu eylemini bir tür gösteri havasında gerçekleştiren Aldini'nin seyircileri arasında Mary Shelley'nin babası da vardı. Elektriğe maruz kaldığı süre boyunca cesedin sarsılışları izleyicileri dehşete düşürse de elektrik akımı kesilince cesedin en az eskisi kadar ölü olduğu ortaya çıkmıştı.

3. Dracula - Bram Stoker

Vampirlerin kendilerine has bir hayran kitleleri olduğunu söylersek yalan olmaz! Edebiyat tarihinin en ünlü vampiri Dracula ise vampirler arasında özel bir yere sahip, zira onun ucu bir gerçeğe dayanıyor. Zira Dracula gerçekten de yaşayan bir karakterdi! Tarihte Kazıklı Voyvoda olarak da anılan III. Vlad'ın lakaplarından biri de Dracula'ydı ve bu sözcük "ejderhanın oğlu" demekti. III. Vlad'ın Transilvanya prensiydi ve her ne kadar düşmanlarının kanını içmiyor olsa da onları kazığa oturtmasıyla meşhurdu. İnsanlar ondan öylesine korkuyorlardı ki ağızdan ağıza istediği zaman bir yarasaya dönüşebildiği efsanesi yayılmıştı.

4. Jaws - Peter Benchly

Doksanlarda büyüyüp de Jaws'ı izlememiş insan yoktur pek. Bu devasa köpekbalığı, özellikle de sinema uyarlamasının ardından, birçoklarımızın kabuslarını işgal etmişti uzunca bir müddet. Aslına bakacak olursanız bu devasa köpekbalığı henüz yazıya dökülmeden evvel de insanların kabuslarını süslemişti. 1916 yılında New Jersey sahillerinde ortaya çıkan bir köpekbalığı insan avına çıkmış ve kısa bir sürede aynı bölgede beş kişinin canını almıştı. İşte bu esrarengiz köpekbalığı Benchly'nin hayalgücüyle yoğurulunca ortaya Jaws çıkmıştı.

5. Karanlığı Yiyenler - Richard Lloyd Parry

Karanlığı Yiyenler'in gerçek hikayesi pek o kadar da gerilere gitmiyor. 2000 yılında Tokyo'da ortadan kaybolan ve kayboluşunun üzerinden yedi ay geçtikten sonra parçalanmış cesedi bulunan İngiliz hostes Lucie Blackman'in gerçek hikayesi bu, kayboluşuyla paramparça bir halde "bulunuşu" arasında geçen yedi ayın hikayesi...

6. Medyum - Stephen King

Korku türünün ustalarından Stephen King de gerçek olaylardan ilham alanlardan. Yazarın Jack Nicholson'ın unutulmaz performansıyla beyazperdede de ölümsüzleşen romanı Medyum'daki meşhur otelde Stephen King ve eşi de misafir olmuşlardı! 70'li yıllarda Colorado'da bulunan Stanley Hotel'de geçirdikleri gece yazara bu kült romanı için ilham vermişti. Otelin epeyce uzun koridorları karşısında içinde bir ürperti hisseden King rüyasında da üç yaşındaki oğlunun kimliği belirsiz biri tarafından uzun koridorlar boyunca kovalandığını ve korkunç çığlıklar attığını görmüştü. Yataktan kalktığında ise doğrudan masaya gitmiş ve Medyum'u yazmaya başlamıştı.


Alıntı; Sabit Fikir Dergisi









9 ay önce     
« geri ileri »
Bu gruba katıl!
Grup Kütüphanesi
Tüm Gruplar