Kuralsız Okuma Grubu

Birlikte seçelim, birlikte okuyalım, isteyen ve okuyanla birlikte tartışalım📖📚📒


Tür: Genel | Açılış, 26 Temmuz 2018
<< tüm tartışmalar

Ralp Ellison- Görülmeyen Adam

Tartışma Cevapları
« geri ileri »

1 ile 12 arası cevap gösteriliyor, toplam 12 cevap.
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Ekim kitabımızın tartışma başlığını açıyorum. Yorumlamaya istenilen zamanda başlayabiliriz:)

1 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

merhabalar, ilk konuşmayı başlatmak adına bir açılış yapayım dedim:)

Kitap hakkında aslında çok şey yazılabilir. Siyaset, ekonomi, ırkçılık, felsefe, hümanizm, varoluşçuluk,genel ahlaki değerler vs vs

Öncelikle ben dil olarak akıcı bulmakla beraber bazen ya benim yoğun tempomdan ya da kitap çevisi -bilmiyorum ki elimdeki kitap literatür yayıncılıktan çıkma eski basım bir kitaptı- bakımından çok uzayan bölümler vardı sanki...

bu sene siyah-beyaz/ ırk ayrımı konulu ikinci kitabım oldu " Görülmeyen Adam". Olayımız Amerika merkezli olsa da ben Türkiye'de de farklı içeriklerde kitapta anlatılmak istenene benzer olaylar, durumların var olduğunu düşünüyorum. İnsanlar nasıl ten rengine göre ayrıştırılmazsa, düşünce/fikir, yaşam biçimi olarak da ayrıştırılamayacağına inananlardanım. yani durum sadece ırk bakımından değil bana kalırsa "insan" bakımından önemlidir.

spoiler vermek istemediğim için kitap içindeki konu ve olaya dair şimdilik bu kadar yazacağım. ama altını çizdiklerimden sonra ayrıntılı yorumlayacağım birkaç cümle paylaşmak istiyorum.

"Anacığım, nedir şu senin o kadar sevdiğin özgürlük?" diye bir soru çıktı kafamın bir köşesinden.
Önce şaşırmış, sonra düşünceli, daha sonra aklı karışmış gibi baktı. "Unuttum oğul. Hepsi birbirine karıştı. Önce şudur diye düşünüyorum, sonra bir bakıyorum o değil buymuş. Başım dönüyor. Ama şimdi sanıyorum ki ne o, ne bu, aklıma gelen şeyi nasıl söyleyeceğimi bilmektir. Ama kolay değil, oğul.

Hambro güldü. "Bunu öğrendiğini sanıyordum, Kardeş."
Hızla yüzüne çevirdim gözlerimi. "Neyi öğrendiğimi?"
"Halktan faydalanmamanın olanaksız olduğunu."

Uygunluğa, benzeyişe karşı bu kadar tutku nerden geliyor peki? - başkalıktır, farklılıktır asıl olan. İnsanın birçok yanlarını aynen tutmasına izin verin, zorba devletler kalmayacaktır.

ayrıntılarda görüşmek üzere:)

1 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Ben de yorumumu şuracığa iliştireyim :)

Öncelikle yaşananlar her ne kadar ırkçılık üzerinden veriliyor görünse de Özlem arkadaşımıza kesinlikle katılıyorum; ülkemizde de bu ayrımcılık fikir, düşünce, yaşam biçimi, kılık kıyafet ve hatta cinsiyet üzerinden yapılıyor. Kitabı okurken özünde yaşananlar hep aynı diye düşünmedim değil. Siyasete de girmek istemeden ki kitap üzerinden bayağı girilebilir, şöyle bir alıntı yapayım :

-Uygunluğa, benzeyişe karşı bu kadar tutku nerden geliyor peki? - başkalıktır, farklılıktır asıl olan. İnsanın birçok yanlarını aynen tutmasına izin verin, zorba devletler kalmayacaktır.-

Yine aynı sebeple insanların inançları, eksiklikleri, hayalleri kullanılarak onların ne istediğine değil kendi isteklerine, kendi iktidar hırslarına kitleleri kurban eden ONLAR...

-Ama ne çeşit bir toplum onun beni görmesini sağlayacak, diye düşündüm, Tobitt'in, "Altı on beş" dediğini işiterek.
"Öyleyse hemen gitmeliyiz, yolumuz uzak" dedi. Gözünü yerine koymuştu şimdi, gülümsüyordu. "Nasıl?" diye sordu bana.
Başımı salladım, çok yorgundum. Yalnızca başımı salladım.
"İyi" dedi. "İçtenlikle dilerim hiç başına gelmez senin. İçtenlikle."
"Eğer gelirse, belki göz uzmanınıza gönderirsiniz beni" dedim, "o zaman başkalarının, beni görmediği gibi görmeyebilirim kendimi."-

-Dayanamadım artık:
"Bana bakın! BANA bakın!" dedim. "Nereye dönsem birisi kendi iyiliğim için özveride bulunmamı istiyor; yalnız ONLAR ama bundan yararlanan, yalnız onlar. Şimdi yeniden başlıyoruz o eski özvericilik atlıkarınca oyununa. Hangi noktada duracağız? Yeni gerçek tanımlama mıdır bu? Kardeşlik, zayıfları feda sorunu mudur? Eğer öyleyse, nerede, hangi noktada duracağız?"

Ve sonuç olarak kahramanımız son sözünü kitabın başında, ilk söz olarak söylemiş; ben de son söz olarak bitireyim.

-Görülmeyen bir insanım ben. Yo, Edgar Allan Poe'nun peşini bırakmamış olan o hayaletlerden biri değilim; ne de o sizin Hollywood filmlerindeki dışplazmalardan biri. Ben, maddesi, eti-kemiği, lifleri, sıvıları olan bir insanım; hatta bir aklım olduğu da söylenebilir. Görülmezim, anlıyor musunuz, sırf insanlar beni görmek istemedikleri için görülmezim. Tıpkı sirklerde gördüğünüz bedensiz başlar gibi, sert, çarpıtıcı camdan yapılmış aynalar çevirmiş sanki etrafımı. Bana yaklaştıklarında yalnızca çevremdekileri, yani kendilerini, ya da hayallerinde uydurdukları şeyi görürler; her şeyi, en küçük şeyi görürler de beni görmezler.-


NOT: "Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir." (1929)
Mustafa Kemal ATATÜRK

1 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Merhaba.

Bu ayki kitabımızı konuşmaya başlamışız, ne güzel:)

Not: Özlem, "spoiler/sürpriz bozan" kaygısı gütmeden yazabileceğimiz bir tartışma olacağını umuyorum, yoksa zor olacak konuşmak, en başa bir uyarı koyabiliriz bundan sonra belki.

--

Kitaba gelince, öncelikle ben de okurken kendi coğrafyamızdaki benzer durumları düşünmeden edemedim. Hem Özlem hem Seher arkadaşımızın yazdığı, farklılıkların bir arada yaşamasına izin verirsek zorba devletlerin kalmayacağına dair alıntı gerçekten de önemli, kitabın ana fikri olabilir hatta.

Kitap zaten bireyciliğe övgü gibi geldi bana temel olarak. Ve karakterimizin yaşadıklarını biriktirerek sonunda aydınlanmasının romanı. Bu aydınlanma adımlarını anmak istiyorum, hem bir özet gibi olur hem de atladığım yer olursa konuşabiliriz diye düşünüyorum.

İlk olarak büyükbabası karıştırıyor kahramanımızın (Görülmeyen Adam-G.A. diyeyim) kafasını. Ömrü boyunca uysal yaşamış olan büyükbabası tam da ölürken “Bizim hayatımız bir savaştır. /…/ Onları evetlerle yen, sırıtışlarla kuyularını kaz, ölüme ve yakıma kadar onlarla uyum içinde ol, kusuncaya kadar seni yutmalarına ses çıkarma." diyor. G.A. bu aydınlanmayı reddediyor uzun süre, bu sözleri hatırlamak bile istemiyor. Çünkü kendisine güzel fırsatlar verilmiş, koleje bile gidebilmiş. Ve güzel bir amacı var: Okulun siyahi müdürü Bledsoe gibi önemli bir eğitimci olmak.

Sonra Bledsoe'nun gerçek yüzünü görünce aydınlanıyor. G.A. arabayla zengin bir beyazı gezdirirken onu gerçek zenci problemleriyle yüzleştirip keyfini biraz kaçırdı diye kendisi de bir siyahi olan Bledsoe tamamen kendi kararıyla onu okuldan kovuyor, “Gerekirse bütün zencileri asarım, umurumda değil, ben bu yeri hak ederek kazandım, onu korumak için her şeyi yaparım” gibi şeyler söylüyor damarına basılınca. G.A. bir an için onun gerçek yüzünü görüyor ama bu aydınlanmayı da reddediyor o an, Bledsoe’ya bir kez daha inanıyor. Ta ki iş bulması için verdiği sözde referans mektuplarında iyi şeyler yerine iğrenç şeyler yazdığını öğrenene kadar.

Sonra kısa süre çalıştığı fabrikada aydınlanıyor. Önce yanlışlıkla girdiği sendika toplantısında varlığı hiçe sayılıyor adeta. O hiçbir şey söylemediği ve istemediği halde onunla ilgili kararlar alıyorlar hemen, kimi ajan diyor, kimi aramıza katılsın diyor, herkes kendince bağırıp çağırıyor. (İdeal sendikacılık bu değil tabii ama kitaba göre objektif bakmaya çalışıyorum) Sonra da yine bir siyahi olan (öyleydi diye hatırlıyorum) fabrika elemanı Brockway'den kazık yiyor. O da yerini korumaya çalışan ve çalışanları değil beyaz patronunu düşünen bencil bir zenci. Bu anlarda büyük bir aydınlanma yaşamıyor, yavaş yavaş değişmeye başlıyor aslında.

En sonunda da kardeşlik örgütüyle ilgili aydınlanıyor. Önce kendini ve halkının gücünü keşfediyor orada olumlu anlamda. Kardeşlik örgütüne de güvenmeye başlıyor. Fakat sözde insanları ırklarına göre ayırmadan hareket eden bu örgüt sonunda zencileri kendi başlarına bırakıp (hatta ırkçı ve gerici bir adam olan Yıkıcı Ras'ın eline bırakıp) gözden çıkarıyor. Ayrıca örgüt içinde kendi liderliklerini korumak için başarılı bir kardeşin (yani G.A.nın) ayağını kaydırmaktan da çekinmiyorlar. Bütün bunlar G.A.'yı değiştiriyor.

Bu son aydınlanmadan sonra G.A. en başa, büyük babasının söylediği söze gelir gibi oluyor. Kendi topluluğu için gizli yollardan savaşmaya karar veriyor. Fakat bu karar kısa sürüyor, Harlem'de çıkan isyan sırasında yer altını keşfediyor ve gerçekten görülmez olduğu bir kış uykusuna yatıyor. Bu dönemde hem insanlar hem de devletin gözünde de görülmez oluyor, elektrik faturası ödemeden yaktığı 1369 lambayla birlikte yer altında yıllarca yaşıyor. En sonunda da bireyciliği ve farklılığı öven bir konuşmayla yer üstüne çıkacağını bildiriyor bize.

Adım adım aydınlanma gibi geldi bana bu süreç. Siz de katılır mısınız bilmem.

Ayrıntılara ikinci bir yazıda geçeyim, çok uzun olmasın:)

1 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Ayrıntılarla ilgili, öncelikle Özlem’in paylaştığı özgürlük ile ilgili bölüm çok çarpıcıydı gerçekten. Biz insanlar köle olarak yaşamaya da alışıyoruz galiba, bizi uyandıran bir şeyler olmazsa kendimizi mutlu bile sanıyoruz. Bu kadın da “efendisi”yle ömrünü tüketmiş ve onu sevmeyi bile öğrenmiş…

Hambro da kardeşlik örgütü içinde G.A.’ya eğitim veren kişiydi ve bu konuşma kitabın sonlarına doğru G.A., Rinehart olmayı keşfetmişken geçiyordu galiba. Kitap boyunca halkın hammadde olarak görüldüğüne dair konuşmalar da geçiyordu. Tarihin başından beri böyle galiba, insan savaşların hammaddesi…

Seher28, görülmez adam olmakla ilgili bütün atıfları toplamışsın, bir arada görmek iyi oldu gerçekten. Atatürk’ün sözleri de 29 Ekim güzellemesi olsun bize:)

Bunlara ek olarak Rinehart bölümlerine bayıldım kitapta. Karakterler ve hikayeler çok güzeldi o bölümlerde bence. Ayrı bir havası vardı Rinehart’ın, bir heyecan yarattı okurken:)

Bu arada bir konuyu danışmak istiyorum sizlere, zenci kelimesini kullanmamız rahatsız edici mi sizce? Zenci kelimesi bana göre aşağılama amacı gütmediği için, sanki sarışın kumral vs der gibi olduğu içni kullandım, sonradan bazılarını değiştirip siyahi yaptım ama acaba Afro-Amerikalı mı demeliydim? Bu konudaki fikirlerinizi de merak ediyorum.

Benden de şimdilik bu kadar, konuşmaya devam edebilmek dileğiyle...


1 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

herkese günaydın ve iyi haftalar diliyorum.

Öncelikle Seher28 Atatürk'ün söylemi ile en büyük bayramımıza göz kırpman harika:) teşekkürler :)

Asterion adım adım aydınlanma fikrin yorumunu okuyunca desteklenebilir bence de:)

Genel olarak kitapla ilgili zihnimde zenci ırkının tarih boyunca yaşadığı bu ayrımcı/ırkçı zorluklarla, kahramanımız her ne kadar ırkçı söylem karşıtı görüşlerle mücadele etmeye çalışsa da yerleşmiş olan algı/çıkar ilişkisi/düzen içindeki eşitsizlik vs buna maalesef engel oluyor. Mantık/rasyonel/ akıl doğruyu tekte sunsa yine maalesef ki güç doğrunun önüne geçiyor. Güç düzeni kurup, yönettiği müddetçe de akıl-doğru kitap için bakarsak özgürlük çok zor. İdealizm bu kitapta realizme yenik düşüyor.Tarih boyunca bu ırkın yaşadığı bu ve bence tüm dünya ülkelerinde ve insanlarında bu ırkla ilgili genel bilgi -bilinç dışı olarak belki ama ayrıştırılan/zarar gören/mağdur vsvs

Ki burdan gene Asterion'un bu ırkla ilgili hangi kelimeyi kullanmalı sizce? sorusuna cevap olarak ben zenci/siyahi/afro Amerikan ne dersek diyelim içimdeki haksızlığa karşı olan isyan söylemleri artıyor. Ama son yıllarda sanırım Afro-Amerikan söylemi sanki daha yaygın olarak kullanılıyor çok emin olmamakla birlikte...

görüşmek üzere şimdilik...

1 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Merhabalar
Ben kitabı biraz geç tedarik ettim ve ancak okumaya başlıyorum. Bu yüzden Kasım ayı okumasında sizlere katılamayacağım. Bir ay geriden gelip Görülmeyen Adamı okuyacağım..

1 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

belli olmaz muazzez111 belki kasım kitabına da yetişebilirsin:)

1 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Asterion ve Özlem teşekkürler :) Kahramanımız herkesin ona baktığını ama kimsenin onu görmediğini söyledikçe, zihnimden hep Atatürk'ün bu söylemi geçti paylaştım ben de; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesi de hoş bir yad oldu.

Zenci, siyahi, afro-amerikan, negro, nigga, nigger (kitapta da 'tetik' kelimesi ile olan ses oyunundan bahsedilmişti sanırım) kelimelerine gelirsek, ekşi sözlükten bir sözlük yazarı demiş ki;
-Zenci kelimesini kullanan insanlar küçümsediklerinden veya hakaret olsun diye kullanmamakta, alışkanlıktan kullanmaktadır. Nigga ve negro kelimeleri olayla tamamen alakasızdır; farklı bir kültür, farklı bir dil ve farklı bir tarih söz konusudur. Her kelimenin Türkçe'de karşılığını aramak gereksizdir. "Zenci" kelimesi asla hakaret olmayıp Farsça bir kelime olan "siyah" ın Arapça karşılığı olduğundan, olsa olsa "Farsçası varken Arapça kelime kullanmayalım" denilebilir. Artı olarak da aslında Nigger'ın Latince'deki Niger'den geldiğini, onun da siyah demek olduğunu, Nijerya'nın da siyahlar ülkesi demek olduğu bilgilerini vereyim.-

Bana gayet mantıklı bir açıklama oldu. Tabi halen tartışmaya açık bir konu :)
Herkese iyi ve bol okumalı haftalar..

1 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Yorumlarınız için teşekkürler.

Zenci kelimesinin kökenine bakmak aklıma gelmemişti, Seher teşekkürler, öğrenmiş olduk. Zaten ülkemizde zenciler sadece kendilerine saatçi denmesinden alınıyorlarmış, üniversitede okuyan bir zenci tv'de bundan yakınıyordu, beni her gören saatçi diyor, bıktım artık diye:)

Nijerya bilgisi de ilginç oldu, unutmuştum bunu. Batılıların koca Afrikayı sömürüp, geri bırakıp, haritalarını cetvelle çizip bir de ülke isimlerini dalga geçer gibi koymaları (Nijerya, Liberya) hiç hoş değil gerçekten. Okudukça daha neler göreceğiz bakalım.

Özlem, idealizm realizme sık sık yenik düşüyor zaten... Özgürlük zor hakikaten ama peşinden gitmeye değer. Bu kitabın üstüne Doctor Who'nun geçen haftaki bölümünü izlemiştim, Rosa Parks'ın anlatıldığı bir bölümdü. Kitabın yazıldığı tarihten biraz sonrasında geçiyor olay, 1955 yılında. O tarihlerde ABD'nin güney eyaletlerinde hala otobüste zenciler arka tarafta oturmak zorundalarmış ve eğer bir beyaz ayakta kalırsa zencinin kalkıp beyaza yer vermesi gerekiyormuş. Rosa Parks buna karşı çıkıp yerini beyaz bir adama vermediği için tutuklanıyor ve büyük bir eylemin başlamasını sağlıyor. Bu eylemler olmasa bugün daha kötü olabilirdi her şey.

İyi okumalar dilekleri için teşekkürler ve herkese iyi okumalar...






1 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Teşekkürler Özlem inşallah yetişirim...

1 ay önce     
3 kişiden 3 kişi beğenmiş.

Zengin yorumlarınızı okuyunca, neden okumadımmmmm, dedim : ))

Gerekten hepiniz ayrı ayrı iştah açıcı yorumlar iliştirmişsiniz sayfaya. Okunacaklar listeme ekliyorum. Umarım en kısa sürede başlar buraya bende bir not iliştirebilirim.

3 hafta önce     
« geri ileri »
Bu gruba katıl!
Grup Kütüphanesi
Tüm Gruplar