Kuralsız Okuma Grubu

Birlikte seçelim, birlikte okuyalım, isteyen ve okuyanla birlikte tartışalım📖📚📒


Tür: Genel | Açılış, 26 Temmuz 2018
<< tüm tartışmalar

Ağustos okumaları...

Tartışma Cevapları
« geri ileri »

1 ile 8 arası cevap gösteriliyor, toplam 8 cevap.
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Merhaba gruba biraz hareket katmak amaçlı mümkün oldukça okuyup bitirdiğim kitap yorumlarımı sizlere aktarmak istiyorum. Sizlerde zamanınız olursa yazarsanız güzel paylaşımlar yapabiliriz sanırım:)
Yeni bitirdiğim Kızıl, İş Bankasının son çıkardığı Zweig kitabı..:)

Zweig sevdiğimden elimden geldiğince kitaplarını okumaya çalışıyorum. Karakter ve durum betimlerini çok beğendiğim yazar, bu kitabında da "gençlik" bunalımı yaşayan, kendini arayan, şehir yaşamında var olmaya çalışan 17 yaşındaki tıp öğrencisi Berger'i okuyoruz. Hayallerini süsleyen Viyana'ya gelip küçük bir oda kiralayan Berger'in sosyal sorunları, ailesinden-özellikle kız kardeşinden- uzakta yalnızlık duygusu, arzu ve hazlarıyla kendi içindeki mücadelesiyle harmanlanan depresyonunda iyice batarken, ev sahibesinin küçük kızının 'Kızıl hastalığına' yakalandığını öğrenmesiyle, hayatının akışı değişiyor.

Zweig'in ilk eserinden biriymiş ki sonrası için bence tarz anlamında çok şey gösteriyor. Zweig seviyorsanız Kızıl'ı da seveceksiniz..

Keyifli okumalar:)

4 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Zweig i severim. Ama henüz dediğiniz kitabını okumadım. Listeme aldım bakalım.

Ağustosun ilk okumasını Nermin Yıldırım Dokunmadan kitabı ile yaptım. İlk defa okuduğum bir yazar oldu kendisi. Ama yazım dilini çok sevdim. Bu ay bir başka kitabını daha almayı düşünüyorum.

Henüz Nermin Yıldırımla tanışmayan okuyuculara da tavsiye ederim...

4 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

muazzez111 Nermin Yıldırımı çok severim. "Dokunmadan" okurken kendimi çok sorguladığımı hatırlıyorum hala. Her kitabı en az Dokunmadan kadar güzel. Kitaplarında işlediği konular, akıcı dili gerçekten iyi.Bende tavsiye ederim

4 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Merhaba öncelikle herkese şimdiden iyi bayramlar dilerim🎈🎈🎈
Okuduğum kitaplarıni yorumlayacağımı söylemiştim ayın başında, şimdi bir tanesini daha yorumlamak istiyorum.

Filin Yolculuğu-Jose Saramago

Portekiz Kralı III. Joao nun , Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian a hediye olarak gönderdiği fil süleymen ve hindistanlı fil terbiyecesi Subhro nun Lizbon-Viyana yolculuğunda yaşadıklarını anlatıyor. Yazarın diğer kitaplarına nazaran ölmeden önce yazdığı bu son romanı konusu itibariyle şaşırtmış olsa da, espri bir dili sayesinde eğlenceli ve keyifli bir okuma sunuyır bize. Konu olarak bu yolculukta fil ve terbiyecisinin yolculuk sırasında karşılaştıkları ya da yolculuğa eşlik eden insanlarla insani yakınlaşmasını, bıraktıkları izler... Fil Süleyman ve terbiyecisi hem çok zekiler hem de çok sevimli. Kahramanlarımızdan biri Hintli olunca romanda da zaman zaman Hinduizm ve mistisizm hikayelerine yer veriliyor. Hristiyan-kilise karşıtı söylemlerde dikkat çekiyor.
Tarihi detaylar ise kitabın tamamına hakim zaten:)

Saramago severler bence bu son kitabını da seveceklerdir:)

Keyifli okumalar diliyorum🙋🏻‍♀️

3 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Merhaba Günaydın :)

Sırça Köşk- Sebahattin Ali

Sevdiğim yazarların kitaplarını art arda okuyup bitirmek istemiyorum ki her zaman kavuşmak mümkün olsun:)
Sebahattin Ali de bunlardan biri.

Sırça Köşk hep konuşulan bir kitaptır. yanlış hatırlamıyorsam 1947 de yayınlandığında yasaklanan bir eser. Devletin, iktidarın canını sıkan kitaplardan anlayacağınız:) ama bugun okunması gereken başucu kitaplardan biri. zaman böyle bir şey işte!! kısa öykülerden oluşuyor ama öyle böyle öyküler değil yani:) yazarı tanıyanlar kitaplarında döneme ait sistem eleştirisini iyi bilir. bu kitaptaki öyküler evet can sıkıcı ama hangisi doğru değil ki...bırakın o dönemi çoğu bu dönemde bile duyduğumuz, eleştirdiğimiz olaylar.

okuyun bence...

keyifli okumalar diliyorum.

3 ay önce     
2 kişiden 2 kişi beğenmiş.

Merhaba çok sevdiğim bir kitabı paylaşmak istiyorum🙂

Gölgesinde-Irmak Zileli

Bir adamın ve kendisinin “Gölgesinde” bir hayat süren Leyla’nın kendi içinden ve evinin kapısından çıkıp tekrar doğma hikayesini okudum.

Kitapta yok yoktu resmen:) ilk Irmak Zileli romanımdı ve nasıl oldu da duymadım hiç diye şaşırdım. kadın-erkek , baba-kız, faşizm, toplumsal roller, benlik sunumları, psikolojik şiddet, politik bir duruş, feminizm, hayvana şiddet, köle/efendi ilişkisi , varoluş vs say say bitmez. Bu kadar güzel harmanlanan ve kurgusu bu kadar iyi ayarlanmış bir roman. Şaşırdım ve üzüldüm yazarı tanımadığıma. Yanlış bilmiyorsam üçüncü romanı Irmak Zilelinin.
Kitaba başladığımda ne yazar ile ilgili ne de Kitapla ilgili bir fikrim olmadığından ilk bölümdeki polisiye havası bana kitabın polisiye okuyoruz bu ay dedirtti ki sevdim o diyologları ki polis memurunun o konusmalar neydi öyle bayıldım en çok da geçmişle ilgili olan bütünlükçü yaklaşımı yok mu👏🏻👏🏻 ( syf 109) ve fikretteki ego!!!
İkinci bölüm ise kitabın kendisi “esas duruş” gibi. Ki lokantanın önündeki sahne müthişti gerçekten. “Birken iki olduk” 👏🏻 leylanın varoluşsal açlığı doyuma ulaşma amacına dönük yola çıkma ( yürüme) davranışı ve karşısına çıkan insanlar, hayvanlar, hikayeler ve yazarlar... bize anlatmak istediği şeyler...bu kadar çok konu ve ağır konu bu kadar kavramsal düzlemden somut anlaşılabilir bir dille akıcı anlatılmış ki tebrik ediyorum.

Okuyun bence:)

3 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Tavsiye için teşekkürler:) Benim de daha önce okumadığım bir yazar, not ettim bir kenara. Yalnız kitapla ilgili yorumları okurken spoiler yedim mi yemedim mi anlayamadım bile:)

3 ay önce     
1 kişiden 1 kişi beğenmiş.

Asterion sürprizlik bir içerik yok merak etme:)) oku bence de:)

3 ay önce     
« geri ileri »
Bu gruba katıl!
Grup Kütüphanesi
Tüm Gruplar